Anahtarcı Dükkanında 30 Dakika: 5-7 Yaş Çocukla Hiçbir Şeye Dokunulmayan Yerde Oynanacak Oyunlar
AVM'deki küçük anahtarcı dükkanının vitrinlerinde anahtarlar, piller ve saatler tam çocuk boyunda duruyor. İşte bekleme sırasındaki 30 dakikayı, gezintiyi sürekli "dokunma" nakaratına çevirmeden geçirmenin yolları.
Cumartesi, on bir buçuk. Önünüzde poşetlerinde saatleriyle iki kişi var, usta arka kapağı cımbızla henüz açtı, siz de pili perşembeden beri ölü olan araba anahtarını elinizde tutuyorsunuz. Çocuk çoktan alnını vitrine dayamış, düzenli sıralanmış pillerin hemen üstüne yağlı bir leke bırakıyor. "Dokunma" diyorsunuz. Yedi saniye işe yarıyor.

Bir dahaki sefer de yedi saniye işe yarayacak. Çocuk dinlemediği için değil, "dokunma" bir yasak olduğu ve yerine hiçbir şey koymadığı için. Eller serbest, gözler parlayan bir şeyden on santim uzakta ve altı yaşındaki bir beynin bu meşguliyeti hiçbir sebep yokken bırakması için bir neden yok. Ona başka bir meşguliyet verin — vitrin birden sıkıcılaşır.

Neden tam da bu dükkan zor bir yer
AVM'lerdeki anahtarcı ve saatçi dükkanları küçüktür — genelde tezgahın önünde iki üç metrekare. Gidecek yer yok. Oturacak sandalye yok. Vitrinler alçaktır çünkü eğilen yetişkinler için yapılmıştır, ama beş yaşındaki bir çocuk için tam göz hizasındadır. Ve en önemlisi: usta, yuvarlanabilen küçük parçalarla çalışıyor. Tezgaha bir zıplama, bir yayın dolabın altında kaybolması için yeter.
Yani amaç çocuğun "uslu durması" değil. Amaç, ellerinin başka bir şeyle meşgul olması ve bedeninin kendi isteğiyle tek bir yerde durması. Bu iki şey de ne mekân ne de malzeme gerektiren oyunlarla sağlanır.

İçeri girmeden önce yaptığım ilk şey
Kapının önünde duruyoruz ve çocuğumun tekrar ettiği bir cümle söylüyorum: "Ellerim ceplerimde ya da elimin içinde." "Dokunma" değil — eller tam olarak nerede olacak. Fark çok büyük, çünkü birincisi bir görev, ikincisi sadece görev yokluğu. Cep yoksa şu da işe yarar: "Bir elin benim elimi tutuyor, diğeri çantayı tutuyor."
Sonra süreyi de veriyorum. "Biraz bekleyeceğiz" değil, "onar dakikadan üç kez sayacağız" diyorum. Altı-yedi yaşındaki çocuklar beş dakikayla otuz dakika arasındaki farkı artık hissediyor ve ne kadar süreceğini bilmedikleri zaman geriliyorlar.
Anahtarcı arıyor: parlayan altı şeyi bul
Dükkanın içinde her şey parlıyor — metal, cam, kadranlar. Bunu tam da oyuna çeviriyoruz. "Parlayan altı şey arıyoruz ama dokunmuyoruz — sadece çenemizle gösteriyoruz" diyorum. Çocuk çenesini bir şeye doğru kaldırıp tek kelimeyle tarif ediyor: "gümüş", "yuvarlak", "ayna gibi". Ben parmaklarımla sayıyorum. Altıya ulaşınca yeni bir kuralla baştan başlıyoruz — tırnağından küçük altı şey. Küçük saat kolları, vitrindeki vidacıklar, bir anahtarın deliği. Beş yaşındaki yavaş sayacak, yedi yaşındaki artık en zorlarını arayacak. Küçük numara: çeneyle göstermek elleri aşağıda tutuyor, tek bir yasak sözü bile söylemeden. Malzeme hiç gerekmiyor, zaten önünüzde duran vitrin yeterli. 6-10 dakika sürüyor ve 5-7 yaş arası çocuklar için ilginin tam süresi kadar. Çocuk en az iki kez altı şeye ulaştıysa ve bir kez bile eli camdan yaklaştırmadıysa başarılı sayın.
Bakma oyunu bitince ellere geçiyoruz
On dakika kadar sonra gözler yoruluyor ve çocuk topuklarının üstünde sallanmaya başlıyor. İşte bu sinyal. Şimdi ellerin bir şey yaptığı ama bedene yakın kaldığı bir oyun gerekiyor.
Parmak saati
İkimiz karşılıklı duruyoruz ve ellerimizi saate dönüştürüyoruz. Bir el büyük ibre, diğeri küçük ibre. "Saat üç" diyorum ve çocuk parmaklarını üçü gösterecek şekilde düzenlemeli. Sonra o bana bir saat söylüyor, ben de bilerek yanlış yapıyorum — dokuz yerine altı gösteriyorum, o gülüyor ve beni düzeltiyor. Beş yaşındakilerle sadece tam saatlere takılıyoruz; yedi yaşındakilere "buçuk" ekliyorum, bu epey zorlaşıyor ve dikkatlerini daha uzun tutuyor. Çocuk akrep-yelkovanlı saati henüz tanımıyorsa oyunu tersine çeviriyoruz: ben saat gösteriyorum, o rakamla söylüyor — "üç", "yedi". Saatçi dükkanında kontrol için bakılacak çok şey var, yeter ki uzaktan olsun. İki el ve sıfır malzemeyle oynanan oyun, 8-12 dakika. 5-7 yaş için. Çocuk beş saati hatasız gösterdiyse ve en az bir kez benim bilerek yaptığım hatayı yakaladıysa başarılı sayıyoruz.
Bekleme otuz dakikayı aşarsa
O zaman konuyu tamamen değiştirip paradan söz ediyoruz, çünkü yazar kasa tam orada ve çocuk zaten ona bakıyor. "Pil 3 avroysa ve senin 5 avron varsa, kaç avron kalır?" diye soruyorum. Yedi yaşındakiler kafadan hesaplıyor, beş yaşındakiler parmakla sayıyor. Sonra tersine çeviriyoruz: "5 avroyla kaç pil alabilirsin?" Alışveriş vaat etmiyorum ve hiçbir şey satın almıyorum — bu bir hesap, alışveriş değil, ve baştan açıkça söylerseniz çocuk bunu anlıyor.
- Fısıltıyla: bütün oyun sadece fısıltıyla oynanır, çünkü "usta çalışıyor ve küçük sesleri dinliyor." Çocuklar fısıldamaya bayılır ve bu onları sakinleştirir.
- Bekleyenleri sayma: kaç kişi girdi, kaç kişi çıktı, sıradaki kim. Çocuk "sıra bekçisi" oluyor ve dönüp durmak yerine takip ediyor.
- Mesleği tahmin et: usta şu anda ne yapıyor — açıyor mu, vidalıyor mu, temizliyor mu? Yakından bakmaya bir izin, ama eller arkada.
- Vitrin alfabesi: A harfiyle başlayan bir şey bul. Sonra S. Sonra P. Harfleri artık bilen altı-yedi yaşındakiler için harika çalışıyor.
Sık yapılan hata: ilk çözüm olarak telefon
Mantık kusursuz görünüyor — çocuk yere oturur, ekrana bakar, kimse hiçbir şeye dokunmaz, bekleme geçer. Sorun ancak çıkışta ortaya çıkıyor. Ödeme yapıp çıkmak için telefonu elinden aldığınızda, çocuk bir şeyin tam ortasındadır ve bitiş ani olur. Ağlama tam o anda başlar — dükkanda değil, çıkışta, kasanın önünde, siz en meşgul olduğunuz anda.
İkinci sorun daha gizli. Telefon her beklemede çıkarsa, çocuk sessizliğe ve sıkılmaya dayanmanın kendi yollarını geliştirmeyi bırakır. Oysa bekleme hayat boyu var olacak — dişçide, havalimanında, bir kapının önünde. Bu yüzden telefonu, gerçekten gerekirse son beş dakika için bir yedek olarak saklayın, başlangıç için değil.
Diğer tipik hata ise "sakin durursan sana bir şey alırım" vaadi. Böylece gezinti bir pazarlığa dönüşür ve bir dahaki sefer çocuk daha otoparktayken pazarlığa başlar. Şöyle söylemek çok daha iyi: "Burada işimiz bitince çeşmenin yanından geçip orada beş dakika duracağız." Bu davranışın ödülü değil, planın bir parçası — ve çocuk pazarlık yapmadan bekleyebilir.
"Ellerim ceplerimde" cümlesi, on kere "dokunma" demekten daha fazla işe yarar, çünkü bu bir yasak değil, bir görevdir.
Bu sayfadan alacaklarınız
- İçeri girmeden önce söylenecek, nereye dokunulmayacağını değil ellerin nerede olacağını belirten tek bir cümle.
- Yaklaşık 20 dakikayı kapsayan, malzeme gerektirmeyen iki oyun: çeneyle bakma ve parmak saati.
- Fazladan geçen dakikalar için dört yedek fikir.
- Telefon kuralı: sona saklanan bir yedek, başlangıç değil.