Öğretmenler Günü şiiri: Mutfak masasında gözyaşı dökmeden nasıl ezberletilir
Çocuk 24 Kasım şiirinin yazılı olduğu kağıdın üzerine ağlıyor, resitale ise sadece birkaç gün kaldı. İşte çalışma sırasında değiştirmeniz gerekenler ve ezberlemeyi çekilebilir hale getiren iki oyun.
Akşam saat sekiz, kağıdın bir köşesi buruşmuş, çocuk gözyaşları içinde: "Yapamıyorum, çok uzun." Oysa ilk iki dizeyi on kez hatasız okuduğunu duymuşsunuzdur. Yine de üçüncü dizede takılıyor ve baştan başlıyor. Bu inatçılık ya da tembellik değil. Bu aşırı yüklenme ve bunun oldukça somut bir nedeni var.

Çocuk kelimeleri anlamadığında tekrar neden işe yaramaz
Öğretmenler Günü şiirleri, ikinci sınıf bir çocuğun bilme ihtimali olmayan kelimelerle doludur. "Zulüm", "zincir", "aydınlanma", "meşale", "kutsal". Yetişkin bunları şiir olarak duyar. Çocuksa anlamsız sesler olarak duyar; anlamsız ses ise bir telefon numarası gibi ezberlenir, yani kötü ve kısa süreliğine.
Çocuğa bir kez daha tekrarlattığınızda, aslında onu saçmalık ezberlemeye zorluyorsunuz demektir. Gözyaşları da buradan geliyor: çabaladığını hissediyor ama sonuç iyileşmiyor. Bu yüzden ilk akşam ezbere değil, çeviriye ayrılmalı.

İlk adım: çocuk diline çeviri
Elinize bir kurşun kalem alıp dize dize ilerleyin. Her dizede sorun: "Bu kelimeyi biliyor musun?" Çocuk bir saniyeden fazla tereddüt ederse o kelimenin altını çizin. Genelde 12-16 dizelik bir şiirde 5 ila 9 arasında böyle kelime çıkar.
Ardından altı çizilen her kelimeye çocuğun kendisinin bulduğu bir karşılık verilir. Siz değil, o bulur. "Zulüm" "kötülük" olur, "karanlık" "karanlık" kalır ama "aydınlanma" "okumayı öğrenmek" olur. Karşılığı kelimenin üstüne kurşun kalemle yazın. Bir anda duvar gibi görünen dize, anlamlı bir cümleye dönüşür.
"A, yani diyor ki insanlar karanlıktaymış ve biri lambayı yakmış?" — yedi yaşındaki bir çocuktan gelen bu cümle, şiirin artık öğrenilebilir hâle geldiğinin işaretidir.
Bilinmeyen Kelime Avı
Yalnızca şiirin yazılı olduğu kağıt, sıradan bir kurşun kalem ve sarı bir fosforlu kalem ya da renkli bir tükenmez kalem gerekir. 15 dakika ayırın, daha fazlası olmasın; yarım saati bulursa akşam zaten mahvolmuş demektir. Bu oyun 7-9 yaş arası çocuklar içindir ve şöyle işler: siz dizeyi yavaşça yüksek sesle okursunuz, çocuk daha küçük bir çocuğa açıklayamayacağı her kelimede elini kaldırır. Yakalanan her kelime bir puan getirir ve siz kaç tane beklediğinizi dürüstçe söylersiniz. Sonra birlikte bir karşılık bulursunuz. Çocuk beş veya daha fazla puan toplarsa çok dikkatli olduğu anlamına gelir — onu tam olarak bunun için, hafızası için değil, övün. Çocuk kağıda bakmadan, bir masal anlatır gibi kendi kelimeleriyle şiirin tamamını anlatabildiğinde görev tamamlanmıştır. Henüz ezbere bilmiyor ve bugün bilmesine gerek yok.
Eksik olan ikinci şey: çocuk sonu göremiyor
Yetişkin, resitalin 24 Kasım'da olduğunu ve geriye altı akşam kaldığını bilir. Çocuk bunların hiçbirini bilmez. Onun için görev "şiiri öğren"dir — sonsuz, sınırsız, bir gün biteceğine dair bir söz vermeyen bir görev. Mutfak masasında ağlamasının nedeni tam da budur: zorluktan değil, ufuk yokluğundan.
Çözüm gülünç derecede basittir ve neredeyse anında işe yarar. Görünür bir takvim yapın. A4 kağıda, kalın bir keçeli kalemle, üzeri çizilebilecek kutucuklarla. Çocuk çalışırken bu kağıda bakabilmeli.
- Şiiri kıtalara göre değil, ikişer dizelik parçalara bölün (daha uzunsa dörder dizeye); bir kıta sekiz dize olabilir ve bu çok fazladır.
- Her parça kendi kutucuğunu ve kendi akşamını alır.
- Son iki akşamda yeni bir şey öğrenilmez, sadece şiirin tamamı tekrarlanır. Bu, kağıda açıkça "Yeni bir şey yok" diye yazılır.
- Kutucuğu çocuk çizer, siz değil. Kalem onundur.
- Üste 24 Kasım tarihini ve o tarihe kaç kutucuk kaldığını yazın.
24 Kasım'a Giden Merdiven
Bir A4 kağıt, bir cetvel ve iki farklı renkte keçeli kalem gerekir — muhtemelen evinizde zaten vardır, yoksa bir keçeli kalem seti yaklaşık 50-100 TL'ye alınabilir. Hazırlığı 10 dakika sürer, sonrasında üzeri çizmek akşam başına yarım dakika alır. 7-9 yaş için uygundur. Kaç akşam kaldıysa o kadar basamaklı bir merdiven çizin ve her basamağa hangi dizelerin öğrenileceğini yazın. Çocuk, kendi bölümünü hatasız olarak arka arkaya iki kez okuduğunda o basamağı boyar. Bir akşam çocuk kendiliğinden kağıda gidip "Bugün hangi basamaktayız?" diye sorarsa başarmışsınız demektir. Bu, görevin artık kafasında bir başlangıcı ve sonu olduğu, sonsuz bir sis olmadığı anlamına gelir.
Çalışma ve molayı pazarlığa dönüştürmeden nasıl sıralarsınız
Sekiz dakika çalışma, sonra beş dakika başka bir şey — su içmek, zıplamak, kediyi okşamak. Zil çalar, siz değil. Fark çok büyük: siz "yeter artık" dediğinizde çocuk bir yargı hisseder. Zil çaldığındaysa bu sadece herkes için geçerli olan bir kuraldır.
Az sayıda ebeveynin yaptığı bir şey daha var: siz de resital yapın. İki dizeyi ezberleyin ve çocuğun önünde yüksek sesle takılın. Sizi düzeltsin. Mutfaktan gelen kahkaha, üç ekstra tekrardan daha fazla iş görür.
Akşamı uzatan hatalar
En yaygını: "Hadi baştan." Çocuk altıncı dizede hata yapar, siz onu birinciye geri gönderirsiniz. Sonuç, ilk iki dizenin mükemmelleşip son dizelerin hiç öğrenilmemesidir. Beyin en çok tekrarlanan şeyi saklar ve siz ona hangisinin bu olacağını göstermiş olursunuz. Doğrusu tam tersidir: sondan başlayın. Önce son iki dizeyi öğretin, sonra sondan bir öncekini artı sonu, böyle yukarı doğru gidin. Her tekrar tanıdık, güvenli bir finalle biter — çocuk şiirin üzerine yığılmak yerine kendisine doğru büyüdüğünü hisseder.
İkinci hata: çocuk bitkinken, yatmadan hemen önce çalışmak. Saat 20:30'da hiçbir şey kafaya girmez. Uykunun eşiğinde 40 dakika yerine, okuldan önce sabah 15 dakika çok daha iyidir.
Üçüncüsü: "Bak Mert bunu bir günde nasıl öğrendi." Bu motivasyon değildir. Sadece yorgunluğa utanç ekler ve çocuk bir dahaki sefere başaramadığını gizlemeye çalışır.
Ve dördüncüsü, en görünmez olanı: "daha hızlı ilerlesin" diye şiiri çocuk yerine sizin okumanız. O zaman çocuk sadece dinler, dinlemekse ezberlemek değildir. Çocuğun kendisinin söylemesi gerekir — ağzıyla, sesli, hatta fısıltıyla bile olsa.
Bu akşam ne yapmalısınız
- Kağıdı bir kenara koyun. Bugün ezber yok.
- Şiiri, çocuğun oyun oynarken kullandığı kelimelerle açıklayın.
- Merdiveni çizin ve çalışılan yere asın.
- Yarın son iki diziden başlayın.
Resitale kadar çocuk bir kelimeyi yanlış söylerse bunun hiçbir önemi yoktur. Önemli olan, sınıfın önüne başardığı hissiyle mi yoksa bütün hafta mutfakta birini hayal kırıklığına uğrattığı hissiyle mi çıkacağıdır.