Çocuk eylülde kreşe veya okula gitmek istemiyor: ebeveynler için ilk iki hafta planı
Sabahki direniş nadiren kapristir — çoğu zaman öngörülebilirlik meselesidir. İşte ilk iki hafta boyunca gün gün ne yapmanız gerektiği, somut cümleler ve evde uygulanabilecek iki etkinlikle.
Saat sekize on var. Çocuk elinde montla duruyor ama ayakkabılarını giymiyor. "Bugün gitmeyeceğim. Karnım ağrıyor." Ayakkabılarını siz giydiriyorsunuz. Vestiyerde boynunuza sarılıp ağlamaya başlıyor — siz de on dakika daha kalıp grupta ne kadar güzel olduğunu anlatıyor, öğleden sonra dondurma söz veriyorsunuz. Üçüncü gün aynı şey oluyor, ama ağlama artık asansörde başlıyor.

Bu yazı, 5-7 yaş arası çocukların ebeveynleri için — kreşin son yılı ve okulun ilk iki yılı. Tam bu yaşta çocuk sizinle pazarlık edecek kadar anlıyor ama zaman kavramına henüz sahip değil: "öğleden sonra seni alırım" onun için somut hiçbir şey ifade etmiyor.

Sabah verilen açıklamalar neden durumu kötüleştirir
En sık duyulan tavsiye çocukla konuşup kreşin neden güzel bir yer olduğunu anlatmaktır. Sorun şu ki bu konuşmayı tam da çocuğun en az yapabileceği anda yapıyorsunuz — üzgün, bir koridorda, yabancılar arasında. Vestiyerde geçirdiğiniz her ek dakika ona kelimelerin söylemediği bir şeyi söylüyor: demek ki pazarlık payı var. Ve yarın biraz daha ısrarla yine deneyecek.
Konuşmak işe yarar, ama akşam, sakin bir ortamda, montsuz ve saate bakmadan. Sabah eylem zamanıdır, pazarlık zamanı değil. Bu ikisi arasındaki fark, bu iki haftanın bütün sırrıdır.

İlk hafta: sabahı sıkıcı hale getirin
Amaç çocuğun kapıda mutlu olması değil. Amaç sırada ne olduğunu ezbere bilmesi. Bir sıralama belirleyin ve beş gün boyunca birebir aynı şekilde tekrarlayın — aynı kelimeler, aynı sıra, aynı süre.
- Her şeyi akşamdan hazırlayın: kıyafetler sandalyede, çanta kapının yanında, ayakkabılar zihinsel olarak giyilmiş sayılsın. Sabah hiçbir şey aranmasın.
- Vaktiniz olan günlerde bile aynı kalkış saati. Değişken saat sorunun yarısıdır.
- Sırada ne olduğunu küçük adımlarla söyleyin: "Ayakkabılarımızı giyiyoruz, iniyoruz, fırının önünden geçiyoruz, geldik." Çocuk güzergahı bilmeyi sever.
- Kapıda: bir kucaklama, tek cümle, gidiyorsunuz. Örneğin: "Seni seviyorum, ben gidiyorum, ikindi kahvaltısından sonra geliyorum."
- Bir kez daha bakmak için geri dönmeyin. Çıkıp geri dönerseniz ağlama baştan başlar ve artık daha uzun sürer.
- Mümkünse ilk hafta hep aynı kişi götürsün. Annenin ve babanın gün aşırı değişmesi bir bilinmeyen daha ekler.
Ve birçok ebeveynin atladığı bir şey: öğretmene veya kreş öğretmenine tam olarak ne yapacağınızı söyleyin. "Sarılıyorum, tek cümle söylüyorum ve çıkıyorum. Ağlarsa lütfen elinden tutup doğrudan yapacağı bir şeyin başına götürün." Yetişkinler aynı şekilde davrandığında çocuk zayıf noktayı aramayı bırakır.
İkinci hafta: ona biraz söz hakkı geri verin
Sabah öngörülebilir hale geldikten sonra çocuğa seçim hakkı tanıyın — ama sadece bu seçimin programı bozmayacağı yerlerde. "Gitmek istiyor musun?" değil, "kırmızı mı yoksa mavi tişört mü?", "zili sen mi basacaksın yoksa ben mi?", "çantayı asansöre kadar kim taşıyacak?". Onun aldığı küçük kararlar, herhangi bir motivasyon konuşmasından daha fazla gerginliği düşürür.
İkinci hafta aynı zamanda gruptaki bir çocuğun isminin ortaya çıkması gereken zamandır. Akşam öğle yemeğinde kimin yanında oturduğunu sorun. Bir ismi iki kez duyarsanız, o çocuğu cumartesi yarım saatliğine oyun parkına davet edin. Kapıda tanıdık bir yüz, on açıklamadan daha fazla işe yarar.
Günün saati
Bir A4 kağıdı alın ve altı kareye bölün. Her kareye günden bir şeyi birlikte çizin: kahvaltı, yol, oyun, öğle yemeği, uyku ya da dinlenme ve son olarak — sizi, kapıda. Çizen çocuk olsun, siz sadece resmin altına birer kelime yazın. Hazır kağıt çocuk odasının kapısına yapıştırılır ve sabah çocuk nereye kadar geldiğini kendisi gösterir. Malzemeler: kağıt, kuru boya, bant. Yaklaşık 20 dakika sürer, en iyisi pazar akşamı yapılır. Anaokulunun son yılındaki bir çocuk da, yeni okula başlamış bir birinci sınıf da bunu rahatlıkla çizebilir. Çocuk siz sormadan sıradaki resmin hangisi olduğunu kendisi söylediğinde başarılı olmuş demektir.
Cep eşyası
Çocuk gün boyu cebinde duracak küçük bir eşya seçsin — denizden pürüzsüz bir çakıl taşı, bir düğme, küçük bir plastik figür. Önce evde deneyin: cebine koyun ve oynarken iki saat boyunca taşısın. Sonra kreşe götürsün. Tek kural şu: eşya etkinlik sırasında çıkarılmaz, sadece bahçede çıkarılabilir. Malzemeler: kırılmayan küçük bir eşya ve gerçek cebi olan bir kıyafet. Seçim için 10 dakika ve evde "deneme günü" için iki saat daha gerekir. Küçük parçaları ağzına götürme dönemini geride bırakmış her çocuk için uygundur. Üçüncü günden sonra çocuk siz hatırlatmadan çıkmadan önce eşyayı cebine koymayı kendisi hatırlıyorsa başarılı olmuş demektir.
Uyum sürecini uzatan beş hata
- Çocuk dalgınken, vedalaşmadan çıkıp gitmek. Zararsız görünür ama ertesi gün çocuk elinizi bir saniye bile bırakmaz — artık kaybolabileceğinizi öğrenmiştir.
- Ağlamadan geçen her gün için ödül: oyuncak, marketten bir şey için harçlık, dondurma. Bir hafta içinde bedel yükselir, ikinci haftada çocuk tam da ağlamanın kazançlı bir para birimi olduğunu keşfettiği için ağlar.
- "Ağlamayı kesmezsen seni orada bırakırım." Bu tehdit bir kez işe yarar, sonra o mekanı bir cezaya dönüştürür.
- İki zor günün ardından evde kalmak. Kaçırılan bir gün süreci neredeyse her zaman başa döndürür ve çocuğa direnmenin sonuç verdiğini gösterir.
- Çıkışta sorgu: "Ağladın mı? Kim seni üzdü? Güzel miydi?" Art arda üç soru çocuğu kötü bir şey mi oldu diye aramaya iter. Tek bir şey sorun — örneğin öğle yemeğinde ne vardı.
Direniş artık uyum süreci olmaktan ne zaman çıkar
Beş dakika ağlayıp sonra oynayan bir çocukla, orada gün boyu yemek yemeyen, eve dönünce sessiz kalan, gece uyanan veya çoktan bıraktığı halde yeniden altını ıslatmaya başlayan bir çocuk arasında fark vardır. İki üç hafta sonra bu belirtiler azalmak yerine artıyorsa önce öğretmenle konuşun — günü içeriden gören odur ve genellikle çocuğu neyin rahatsız ettiğini bilir: yemekhanedeki gürültü, tuvalet, belirli bir çocuk. Ardından okul rehber öğretmenine de başvurun; okulların çoğunda ve bazı kreşlerde bu görev vardır ve görüşme ücretsizdir. Uyku bozukluğu, yeniden altını ıslatma, iştahsızlık ya da kekemelik gibi belirtiler bir aydan uzun sürüyor veya günlük yaşamı belirgin biçimde aksatıyorsa beklemeyin: çocuk psikoloğuna ya da çocuk doktoruna başvurun. Bu tür gerilemeler tek başına ebeveyn kararlılığıyla çözülmez, uzman değerlendirmesi gerektirir.
Çocuğu sakinleştiren, ona ne kadar iyi açıklama yaptığınız değil, beş gün boyunca ne kadar aynı davrandığınızdır.
Elinizde kalan
Değişmeyen bir veda cümlesi. Kapıda altı resimli bir kağıt. Cepte bir eşya. Ve vestiyerde bir dakika bile fazla kalmama kararı. Hepsi bu kadar — ve tam da bu yüzden işe yarıyor: çocuğun artık kontrol edecek bir şeyi kalmıyor.