Tatilde Ekransız: Ayıcık Bobo'nun Sıkıldığında Yapacağı Üç Şeyle İlgili Bir Masal
6-8 yaş arası çocuklar için karlı evinde ekransız kalan ayıcık Bobo'nun masalı, artı sıkıntıyı daha o öğleden sonra oyuna dönüştürecek iki hazır yöntem.
Kış tatilinin üçüncü gününde Bobo'nun evindeki elektrik gitti. Tablet kırmızı bir kare ile bir kez yanıp söndü ve kapandı. Bobo yere oturdu, tavana baktı ve sesli söylendi: "Sıkıldım." Anne Ayı, yamadığı çoraptan gözlerini kaldırmadı. "Biliyorum" dedi. "Ben de o sıkıntıyla tanışmıştım. Onu kovalamazsan yaklaşık on dakika kalır, sonra kendisi gider."

Bobo inanmadı. Sırtüstü uzandı. Tavandaki kirişleri saydı — on dört tane. Döndü ve kuru erik kavanozunu saydı — yirmi bir tane. Ve tam o sırada beklemediği bir şey oldu: eli kendi kendine erikleri sıraya dizmeye başladı, sonra bir daireye, sonra dört ayaklı bir ayı şekline. Bobo farkına bile varmadan sıkıntı kapıdan çıkıp gitmişti.

Neden "kendine bir şey uydur" işe yaramaz da bir kavanoz kuru erik işe yarar
İşte hemen hepimizin yaptığı hata da burada. Çocuk "sıkıldım" dediğinde yetişkin genelde iki şeyden birini yapar: ya ekran verir ya da hazır bir fikir verir — "bir resim çiz", "yapbozu tamamla". Her iki durumda da çocuk dışarıdan gelen bir çözüm alır. Ertesi gün yine gelecek ve yine birinin zamanını doldurmasını bekleyecektir, çünkü ona öğrettiğimiz tam olarak budur.
Anne Ayı üçüncü bir şey yaptı: fikir vermedi, malzeme verdi. Bir kavanoz. Bir battaniye. Kapak dolu bir kutu. Aradaki fark küçük görünüyor ama aslında çok büyük — malzemenin talimatı yoktur, yani talimatı çocuğun kendisinin bulması gerekir. Bu da yüzme gibi antrenmanla gelişen bir beceridir: ilk seferlerde tuhaf gelir, sonra kendiliğinden olur.
Çocuğa dürüstçe söylenmesi gereken bir şey daha var. Sıkıntı yaklaşık on dakika boyunca nahoştur. Bu on dakika içinde söylenmek, halının üstünde uzanmak ve iç çekmek normaldir. Ne hemen neşelendirilmesi ne de derhal bir uğraş bulması gerekir. Sadece beklenir.

Bobo yatağın altındaki kutuda neler buldu
Eriklerden sonra Bobo yatağın altından eski kutuyu çekti. İçinde şunlar vardı: yedi kapak, bir parça kırmızı iplik, akrepsiz bozuk bir saat, üç çam kozalağı ve bir ayakkabı kutusu. Bunların hiçbiri oyuncak değildi. İki saat içinde şu ortaya çıktı: bir tren istasyonu (kutu), biletler (kapaklar), perondaki saat (bozuk olan) ve dikenli paltolu üç yolcu (kozalaklar).
Akşam Bobo, Anne Ayı'nın aklında kalan bir cümle söyledi: "Anne, ne yapacağımı düşünmedim. Sadece başladım, sonra elim kendisi hatırladı." İşte tam olarak böyle işliyor. Fikir eylemden önce gelmez — eylemin ortasında gelir.
"Ne yapacağımı düşünmedim. Sadece başladım, sonra elim kendisi hatırladı." — Bobo, tatilin üçüncü günü
Sıkıntı Kutusu: Tatilden Önce Hazırlayın
Sıkıntı Kutusu
Bir ayakkabı kutusuna ve evde zaten öylece duran on kadar eşyaya ihtiyacınız olacak — kapaklar, düğmeler, bir yumak iplik, eski anahtarlar, mantar tıpalar, çam kozalakları, kumaş parçaları, bir makara. Yine de bir şey satın almak isterseniz 3 €'nun altında bir yumak yün ve yapıştırıcı yeterlidir ama şart değil. Hazırlama süresi çocukla birlikte 15 dakikadır, çocuksuz değil — içine ne gireceğini o seçer. 6-8 yaş için uygundur; daha küçükler küçük parçalar nedeniyle yanlarında bir yetişkin bulunmasına ihtiyaç duyar. Kural sesli söylenir ve kapağa yapıştırılır: "Bu kutu sadece sıkıldığında açılır. Yetişkin fikir vermez." Çocuk kutudaki eşyalarla, size ne yapacağını bir kez bile sormadan en az 20 dakika oynarsa başarmış sayın.
On Dakika Oyunu
Bu oyun en nahoş kısmı — beklemeyi — sayılan ve kazanılan bir şeye dönüştürür. Arabada da, sırada beklerken de, dışarıda kar yağan bir pazar öğleden sonrasında da işe yarar.
Sıkıntının On Dakikası
Bir saat ya da fırın zamanlayıcısı ile bir kağıttan başka bir şeye ihtiyacınız yok. Süre tam 10 dakika, artı sonrasındaki sohbet için 5 dakika daha. 6-8 yaş için tek başına yapılır; 6 yaşındakilerle yakınında oturun ama konuşmayın. Çocuk "sıkıldım" dediğinde zamanlayıcıyı çalıştırıp şöyle dersiniz: "Tamam. On dakika yasal sıkıntı hakkın var. Bu sürede hiçbir işle uğraşamazsın. Zil çalınca aklına ne geldiğini söyle bana." Neredeyse her zaman süre bitmeden bir fikir gelir — o zaman çocuk zamanlayıcıyı kendisi durdurup yapmaya başlar. Gelen fikirleri buzdolabına yapıştırılan kağıda yazın. Üçüncü seferden sonra çocuk sizi çağırmadan zamanlayıcıyı kendi kendine çalıştırmaya başlarsa başarmışsınız demektir.
Çocuğun "Sıkıldım"ın Yerine Kullanacağı Üç Cümle
- "Bir şey deneyeceğim, saçma olursa bozarım." — sıkıntının arkasında çoğu zaman gizlenen başlama korkusunu ortadan kaldırır.
- "Bu oyuna ne eksik, ona bakıyorum." — yeni bir fikir yerine çocuk eskisini onarır: trene bilet yapar, figürlere ev kurar, oyuna kural koyar.
- "Aklıma bir şey gelene kadar sayacağım." — karo sayma, araba sayma, camdaki kar taneleri sayma; eller ve gözler meşgul olur, kafa ise rahatlar ve bir fikir sunar.
En Yaygın Hata: Tatili Ağzına Kadar Doldurmak
Her günü doldurmak cazip gelir — pazartesi müze, salı buz pateni, çarşamba misafirlik. İyi bir tatil gibi görünür ve ebeveyn kendini rahat hisseder. Sorun cumaya doğru ortaya çıkar: çocuk artık bir sonraki etkinliği beklemektedir, etkinlikler arasında ise kendisiyle ne yapacağını bilmez. Sıkıntı sadece ertelenmiştir, geçmemiştir.
Daha iyi işleyen yöntem, günün boş bir yarısını bırakmaktır — genellikle öğle yemeğinden sonraki öğleden sonra. Hiçbir program yok, hiçbir ekran yok, kutu yerde duruyor. İlk iki gün söylenmeler duyacaksınız. Üçüncü günden itibaren ayakkabı kutusundan tren istasyonları çıkmaya başlar.
İkinci yaygın hata: sıkıntıya "tembellik" demek. Halının üstünde uzanıp tavana bakan çocuk boş durmuyor — o dakikada kafasında resimler çeviriyor ve oyun tam da oradan çıkıyor. Onu kaldırıp bir görev verirsek, tam bitmesine yakın onu yarıda kesmiş oluruz.
Peki Yedinci Günde Bobo'ya Ne Oldu
Elektrik geldi. Tablet yeniden yandı, Bobo bir süre ona baktı ve sonra dedi ki: "Ama şimdi istasyonum yarım kaldı." Anne Ayı bilgece bir şey söylemedi. Sadece kutuyu uzattı ve çorabına devam etti.
Bu sayfadan elinizde kalması gereken her şey de bu işte: işe yaramaz eşyalarla dolu bir kutu, "on dakika yasal sıkıntı hakkın var" cümlesi ve söylenmeler sürerken susma sabrı. Hiçbir şey satın alınmıyor. İndirilecek bir uygulama yok.