Martenitsa'nın Hediye Edilmek İstememesi – Paylaşmakta Zorlanan Çocuklar İçin Bir Masal
5-7 yaş arası çocuklar için, bileğine sımsıkı tutunan bir mart bebeğinin ve onu bıraktığında yaşananların anlatıldığı bir masal. Ayrıca martenitsa üzerinden paylaşmayı öğretme yolunu açan, çocuğu zorlamayan iki oyun.
Nine Mart bütün gece dokudu. Sabaha karşı masasında yüz bir tane mart bebeği vardı – hepsi birbirinin aynı, beyaz-kırmızı iplikten örülmüş, ucunda küçücük bir püskülle. Yalnızca biri en altta büzülmüş, sessizce duruyordu. Adı Martinka'ydı ve kendi kendine bir şeyler düşünüyordu.

– Haydi, kalk – dedi Nine Mart. – Bugün seni bir çocuğa hediye edeceğim. – İstemiyorum – dedi Martinka. – Burada sıcacığım. Beni hediye edersen artık senin olmayacağım. Nine Mart, bacadaki rüzgârı andıran o gülüşüyle güldü ve dedi ki: – Tam tersine. Seni hediye edersem, birçok kişinin olacaksın.
Martinka inanmadı. Kendini top gibi büzüp sepetin en karanlık köşesine sıkıştı. Ama Nine Mart inatçı bir kadındır. Sepeti aldı ve şehirde dolaşmaya başladı.

Martinka Yine de Takıldığında Ne Oldu
Bir bankta Dora adında bir kız oturuyordu. Nine Mart, Martinka'yı fark ettirmeden kızın bileğine bağladı ve oradan uzaklaştı. Martinka bütün ay somurtmaya hazırlanıyordu. Ama başka bir şey oldu.
Dora onu erkek kardeşine gösterdi. Kardeşi de ninesine gösterdi. Nine, kendisi küçükken mart bebeklerini su kovasının sapına bağladığını anlattı. Komşu apartmandan bir çocuk bunun nereden geldiğini sorup kendine bir tane yaptı. Sonra hava ısındı, Dora apartmanın üzerinde bir leylek gördü ve Martinka'yı bahçedeki ayva ağacının bir dalına bağladı. Dal çıplaktı, mart bebeği ise beyaz-kırmızıydı. Ve nisan boyunca oradan geçen herkes başını kaldırıp baktı.
Akşam olunca Martinka, Nine Mart'ın kendisine söylediklerini hatırladı. Küçülmemişti. Bir kızın, bir kardeşin, bir ninenin, komşu çocuğun ve koca bir ayva ağacının olmuştu.

Paylaşmayı Öğretme: Çocuk Neden Oyuncağını Sıkı Tutar – ve "Cimri Olma" Neden İşe Yaramaz
Dört ile yedi yaş arasında çocuk için sahiplik yeni yeni oturan bir fikirdir: bir şeyin "benim" olması, onun elinin altında durmasıyla aynı anlama gelir. Martenitsa tam da bu yüzden elverişli bir başlangıçtır: bileğe bağlanır, gün boyu tenin üzerindedir, gözle görülür – ama en baştan geçici olduğu bilinen bir nesnedir; leylek görülünce çıkarılır ve bir dala bağlanır. Yani mart bebeği, bırakılan şeyin yok olmadığını çocuğa kendi gözüyle gösterebilecek nadir oyuncaklardan biridir. Üstelik bu yaşta zaman duygusu da henüz belirsizdir – "biraz sonra geri alırsın" cümlesi çocuğun kafasında ölçülebilir bir söz değildir. Bu yüzden paylaşmayı öğretme çabamız "oyuncağını arkadaşına ver, biraz oynasın" cümlesine indiğinde, o "onu kaybediyorum" diye duyar. Martinka'nın sepetin köşesine büzülmesi de bundandır: tepkisi kötü niyetten değil, kaybetme korkusundandır.
En sık yapılan hata da işte buradan doğar.
Sık Yapılan Hata: Çocuğu Başkalarının Önünde Utandırmak
"Ayıp değil mi, bak herkes sana bakıyor" – bu söz üç çocuk ve iki annenin önünde söylenir. O anda çocuk paylaşmayı değil, kendi utancını ve az önce savunduğu için oyuncağının kendisi için daha da değerli hale geldiğini düşünür. Bir dahaki sefere onu önceden saklayacaktır. Yani tam tersini başarmış oluruz: ona vermeyi değil, saklamayı öğretmiş oluruz.
İşe yarayan başka bir şey var – vermeyi kaybetmek değil, sayılabilir bir alışveriş haline getirmek. Yani çocuğun soyut olarak duyduğu "sonra" sözünü, gözüyle takip edebileceği bir şeye çevirmek: dönen bir kum saati, birlikte sayılan yirmi rakam, akşam sayılan bilekler. Martinka'nın masalındaki hesap da budur aslında – kaç kişinin oldu? "Ver" değil, "biraz ver, sonra geri alırsın". "Cömert ol" değil, "yirmiye kadar sayalım, sonra sıra sende". Çocuk, verdiği şeyin geri döndüğünü kendi gözleriyle görmeli; mart bebeği bir bilekten diğerine geçtikçe bu her seferinde yeniden görünür hale gelir. Üç dört kere. Ancak o zaman "paylaş" kelimesi bir anlam ifade etmeye başlar.
- "Cimri olma" yerine: "Bu senin. Diğerlerinden hangisini beş dakikalığına verebilirsin?"
- "Hemen ver ona" yerine: "Sen yirmiye kadar say, sonra o yirmiye kadar sayar."
- "O misafir, sen ona bırak" yerine: "Bugün vermeyeceğin üç oyuncak seç. Geri kalanı herkesin."
- "Utan artık" yerine: "Senin için zor olduğunu görüyorum. Karar verene kadar onu masada bırakalım."
Dolaşan Mart Bebeği
Beyaz ve kırmızı pamuklu iplikten üç dört mart bebeği yapın – her renkten bir yumak yeter, tuhafiyeden ya da kırtasiyeden en ucuzunu almanız yeterli. Çocuk ilkini kendi bileğine bağlar, kalanını masadaki bir tabakta bırakır. Gün boyunca ailenin her üyesi birine bir tane bağlar ve kime verdiğini yüksek sesle söyler. Akşam kaç bileğe mart bebeği bağlandığını birlikte sayın. Küçük, üç ipten beş gülümseme çıktığını görür. Malzemeler: beyaz ve kırmızı iplik, makas, tabak. Süre: bağlamak için 20 dakika, artı sayım için bir akşam. Yaş: 5-7, bükme aşamasında yetişkin yardımıyla. Çocuk hatırlatmadan bir sonrakini kime vereceğinizi kendisi önerdiyse başarılı olmuş demektir.
"Ödünç Verme" Kutusu ve Kum Saati
Bir ayakkabı kutusu alıp üzerine büyük kırmızı bir nokta yapıştırın. Kutuya hangi oyuncakların gireceğine çocuk kendisi karar versin – bunlar ödünç verdiği oyuncaklar olacak. Dışarıda kalanlara ise dokunulmaz, yetişkinler dahil kimse elini süremez. Eve bir çocuk misafir geldiğinde kutuyu çıkarın ve kum saatini ya da telefondaki zamanlayıcıyı çevirin: beş dakika misafir oynar, beş dakika ev sahibi. Malzemeler: kutu, kırmızı sticker ya da kalem, kum saati (ya da zamanlayıcı). Süre: hazırlık için 15 dakika, sonrasında her misafirlikte kullanılır. Yaş: 5-7. Üçüncü misafirlikten sonra çocuk hatırlatmadan kutuyu kendisi kapıya getiriyorsa başarılı olmuş demektir.
Masalı Akılda Kalacak Şekilde Nasıl Anlatmalı
Tam Martinka'nın karanlık köşeye sıkıştığı yerde durun ve sorun: "Sen olsan ona ne derdin?" Çocuğun cevabı, korkusunun tam olarak nerede olduğunu size gösterecektir. Kimi "sepette kalsın" der, kimi "ben olsam alırdım" der. İkisi de sohbete iyi bir başlangıçtır. Sonra devam edin.
Bir şey daha var – masalı bir ders vererek bitirmeyin. "Gördün mü, paylaşmak böyle olur" derseniz masal bir sitem haline gelir ve çocuk onu bir daha dinlemek istemez. Şu soruyla bitirmek daha iyidir: "Martinka kaç kişinin oldu?" Bırakın saysın.
Seni hediye edersem küçülmeyeceksin. Birçok kişinin olacaksın.
Çocuğun Yanına Alacağı Üç Şey
- Tek başına söyleyebileceği bir cümle: "Bunu sana biraz veriyorum, sonra geri istiyorum."
- Kimseye vermediği üç şeyi olma hakkı – ve bunun normal olduğu bilgisi.
- Mart bebeğinin, verildiğinde yok olmadığı, çoğaldığı düşüncesi.
1 Mart'ta kendinize de bir tane bağlayın. Çocuklar, kendilerine anlattıklarımızdan çok yaptıklarımızı sayar.