Birinci sınıfa yazın ardından dönüş: Ağustosun son iki haftasında hangi matematik becerilerini kontrol etmelisiniz
Birinci sınıftaki başlangıcı gerçekten etkileyen becerilerin kısa bir listesi ve 15'er dakikalık iki ev testi. Ders kitabı yok, masaya oturmak yok.
Masadaki çocuk yüksek sesle sayıyor: "Bir, iki, üç… on dört, on beş." Babaanne alkışlıyor. Sonra önüne yedi düğme koyup kaç tane olduğunu soruyorsunuz — çocuk yine baştan başlıyor, parmağını her düğmenin üzerine tek tek koyarak, ve ikinci sayışta altı diyor. Eylülde işlerin nasıl gideceğini belirleyen tam olarak bu farktır, saymanın nereye kadar uzandığı değil.

Birinci sınıf öğretmeni çocuktan yüze kadar saymasını istemeyecek. Ona elma resmi verip iki tane daha ekleyerek toplamasını isteyecek. "Yedi" miktarı kafasında sağlam oturmuyorsa, her problem parmaklarla baştan yapılan yavaş bir sayma işlemine dönüşür — çocuk matematikte zayıf değildir, sadece sayması bir ezber gibidir, hesap yapmak gibi değil.

Şimdi kontrol etmeye değer beceriler hangileri
Aşağıdaki liste bilerek kısa tutuldu. Bu iki hafta boyunca sadece bunu kapsarsanız, çocuk hazırlıklı başlar — gerisi öğretmenin işidir.
- 5-6'ya kadar olan nesne sayısını tek tek saymadan, bir bakışta tanır — üç çatal görür ve "üç" der.
- Nesneleri her birine tam bir kez dokunarak sayar ve söylediği son sayı cevaptır. "Kaç tane?" diye tekrar sorduğunuzda, yeniden saymak yerine sayıyı tekrarlar.
- İki yığını karşılaştırır ve hangisinin daha fazla olduğunu, ne kadar fazla olduğunu söyler — sadece "bu" değil, "bu, iki fazlasıyla".
- 10'a kadar sayıları ayrıştırır: 5'in 4 ve 1 olduğunu, ama aynı zamanda 3 ve 2 olduğunu da bilir. Birinci sınıftaki tüm toplama işleminin temeli budur.
- Birden başlamadan, 6'dan sonra hangi sayının, 6'dan önce hangi sayının geldiğini bilir.
- 0'dan 10'a kadar rakamları kağıt üzerinde tanır ve miktarla eşleştirir — yazılı 8'i görür ve sekiz tane makarna koyar.
- Daire, kare, üçgen ve dikdörtgeni birbirinden ayırt eder ve odada bulur.
- Üç nesneyi büyüklüğüne göre sıralar ve "daha büyük", "en küçük", "daha uzun" gibi kelimeleri kullanır.
Neyin eksik olduğuna dikkat edin: kalemle rakam yazma, 20'ye kadar toplama, sözlü problemler. Bunları sınıfta öğrenecekler, ağustosta önden gitmenin bir anlamı yok.

Kontrol mutfak masasında yapılır, çalışma masasında değil
Bir defter çıkardığınız an çocuk sınandığını anlar ve sizin ne duymak istediğinizi tahmin etmeye başlar. Cevapları artık güvenilir olmaktan çıkar. Bu yüzden başka bir şey yaparken kontrol edin — karpuz keserken, ayakkabıları dizerken, sırada beklerken.
Beş tabaklı masa
Yemekten önce çocuktan herkes için masayı hazırlamasını isteyin. Sadece zaten çıkaracağınız tabaklar, çatallar ve peçetelere ihtiyacınız var, kontrolün kendisi yaklaşık 10 dakika sürer. 6-7 yaşındaki çocuklar için uygundur. Şöyle söyleyin: "Biz dört kişiyiz, bu akşam teyzen de geliyor. Kaç tabak çıkaralım?" Sonra: "Herkese bir tane düşerse kaç çatala ihtiyacın olur?" ve "Üç peçete çıkardım ama beş lazım — kaç tane daha?" Cevabı değil, yöntemi dinleyin: havada parmağıyla sayıyor mu, her seferinde baştan mı başlıyor, dört ile birin beş ettiğini saymadan biliyor mu. Üç sorudan en az ikisinde doğru sayıyı söyler ve en az bir kez nesneleri tek tek saymadan kafadan cevap verirse, bu beceriyi geçmiş kabul edebilirsiniz.
İki avuçta sekiz makarna
Bir avuç çiğ makarna veya kuru fasulye ile iki küçük tabak yeterli; 15 dakika ayırın, en iyisi 6-7 yaşındaki bir çocuk için. Birlikte sekiz makarna sayın ve iki tabağa istediğiniz gibi paylaştırın — mesela 5 ve 3. "Beş burada, üç burada, toplam sekiz" deyin. Sonra bir tabağı elinizle kapatıp sorun: "Burada üç tane var. Elimin altında kaç tane saklı?" Paylaşımı değiştirin: 6 ve 2, 4 ve 4, 7 ve 1. Zorlanırsa beş makarnaya inin. Çocuk, 8'e kadar olan bir sayıda beş denemenin en az üçünde elinizi kaldırmadan doğru tahmin edebiliyorsa bu testi geçmiş demektir — bu, miktarı artık sadece gözünün önünde değil, kafasında tuttuğu anlamına gelir.
En sık yapılan hata: anlamak yerine sayma egzersizi yaptırmak
Ebeveyn çocuğun 50'ye kadar saydığını duyar ve onu 100'e çıkarmaya karar verir. İki hafta sonra çocuk 100'e kadar sayar — ama yine altı kaşığın kaç tane olduğunu, onlara dokunmadan söyleyemez. Sebep basit: 100'e kadar sayma, bir şarkı gibi sözel bir dizidir. Beyin bunu bir kelime dizisi olarak hatırlar, miktar olarak değil. Bu yüzden başka hiçbir şey değişmeden büyür.
Aynı hatanın ikinci hali: yirmi soruluk çalışma sayfaları. Çocuk bunları parmaklarıyla yirmi kez sayarak çözer, becerileri aynı kalır, sadece artık matematikten sıkılmıştır. Masada bir sayfa doldurmak yerine, gün içinde hareket halindeyken sorulan beş soru çok daha faydalıdır.
Üçüncüsü ise anında düzeltme yapmak. Çocuk "yedi" yerine "altı" der, siz "hayır, yedi" dersiniz ve çocuk matematiğin hata yaptığı bir alan olduğunu öğrenir. Bunun yerine "Hadi birlikte kontrol edelim" deyin ve nesneleri birer birer kenara iterek yüksek sesle sayın. Fark şu ki, çocuk doğru cevabın nereden geldiğini görür.
Sayılar her yerdedir, ta ki onları öğretmeye oturana kadar
Markette çocuğa 50 lira verin ve daha ucuz olan bir şey seçmesini isteyin. İki etiketi karşılaştırıp hangi sayının daha küçük olduğunu söylesin. Otobüs durağında kaç kişinin beklediğini sayın, sonra üç kişi bindikten sonra kaç kişi kaldığını sayın. Evde giriş kapısına kadar kaç basamak olduğunu sorun — ertesi gün de dünkü kadar mı diye.
Çocuk, misafirler için kaç bardak çıkaracağını saymadan önce size söyleyebiliyorsa, sayı hissine sahiptir demektir. Sonrasında toplama işlemini getiren beceri de budur.
Günde on beş dakika ve tek bir çalışma sayfası olmadan, iki hafta bunların hepsi için yeterlidir. Sekiz beceriden hangilerinin aksadığını not edin — telaşla yetiştirmek için değil, eylülde öğretmene ne söyleyeceğinizi bilmek için. "Yazın çalıştı" demek yerine "Sayması iyi ama 10'a kadar sayıları ayrıştırırken karışıyor" gibi bir cümle öğretmene çok daha fazla işe yarar.