6-8 Yaşındaki Çocukla Dağ Yürüyüşü Oyunları: İlk Saatin Sonunda "Yoruldum" Dediğinde Ne Yapmalı
6-8 yaşındaki bir çocuk kulübeye giden patikada ilk saatin sonunda yorgunluktan yakınınca, aslında eksik olan güç değil, yol boyunca yapacak bir işidir. İşte ona bir rol ve kendi temposunu veren üç oyun ile tırmanışı daha da ağırlaştıran hatalar.
Cumartesi günü, eylül sonu, Altın Köprüler'deki otopark. İlk kırk dakika boyunca yedi yaşındaki Defne herkesin önünde zıplıyor, kozalak topluyor ve kulübenin ne zaman görüneceğini soruyor. Sonra, ilk saatin bir yerinde, patikanın ortasında duruyor ve bir taşın üstüne oturuyor.

„Bacaklarım gitmek istemiyor. Artık yürüyemiyorum. Zaten niye geldik ki?“
Bu size tanıdık geliyorsa, gün henüz kaybedilmiş değil. Bu yazı 6 ila 8 yaş arası çocuklarla ilgili. Bu yaşta artık saatlerce yürüyebilirler, ama güçlerini kendi başlarına ayarlamayı ve sıkılmayla baş etmeyi henüz beceremezler.

İlk saatin sonundaki „yoruldum“ aslında ne demek
Alışılmış tavsiye basittir: çocuğun dikkatini dağıtın, ona tatlı bir şey verin ve yukarıda bir ödül söz verin. Ama böyle yaparsanız yol gösteren yine yetişkin olur, çocuksa ikna edilmesi gereken bir yük haline gelir. Altı-sekiz yaşındakilerde ilk saatin sonundaki „yoruldum“ çoğu zaman „canım sıkıldı“, „çok hızlı gidiyorsunuz“ veya „daha ne kadar var bilmiyorum“ anlamına gelir. Oyunlar dikkat dağıttıkları için değil, çocuğa bir görev verip temponun sözünü ona bıraktıkları için işe yarar.
Gerçek yorgunluk da olur ve farkı ayırt etmek kolaydır. Beş dakikalık mola ve bir yudum sudan sonra çocuk yine bir sincabın peşinden koşuyorsa, mesele sıkılmaktı. Ayağı takılıyor, durmadan sızlanıyor ve oyun dahil her şeyi reddediyorsa, ona gerçek bir dinlenme ya da aşağı dönüş gerekiyor demektir.

Oyunlar için çantaya ne koymalı
- Küçük bir defter ve kalem, çocuğun cebinde olsun, sizin çantanızda değil.
- „Hazine“ için bez bir torba: düşmüş yapraklar, kozalaklar, güzel taşlar. Mantar toplamak ve bitki koparmak yok.
- Önceden küçük poşetlere bölünmüş kuruyemiş, kuru meyve veya bisküvi.
- Kısa molaları saymak için saat veya telefon.
Yokuşta işe yarayan üç oyun
İşaret Avcısı
Çocuk, patika işaretlerinin peşinden giden bir rehber olur. Genelde iki beyaz çizgi arasında renkli bir şerit olan bu işaretler ağaçlara, taşlara ve direklere boyanmıştır. Çocuk sizin önünüzde, ama sizin görebileceğiniz mesafede yürür ve bir sonraki işareti oraya varmadan fark edip rengini bağırarak söylemelidir. Bulduğu her işaret için defterine bir çizgi çizer, yani sadece bir defter ve kalem gerekir. 20-30 dakika oynayın, sıkılmadan önce oyunu değiştirin. 6-8 yaş için uygundur; altı yaşındakiler yazmak yerine yüksek sesle sayabilir. Ayrım noktalarında çocuk patikanın hangi yöne devam ettiğini söyler, ama siz kontrol edersiniz. Çocuğun hatırlatılmadan art arda en az üç işaret fark etmesi ve en az bir ayrım noktasının yönünü kendi başına doğru tahmin etmesi başarı sayılır.
Yüz Adım
Yokuş, tempoyu yetişkin belirlediğinde en ağır gelir. Burada tempoyu çocuk belirler. Yüksek sesle yüze kadar adım sayar, daha dik yerlerde elliye kadar. Sonra herkes on saniye durur ve çocuk ne yapacağınızı seçer: üç derin nefes, aşağıdaki şehre bakmak ya da heykel gibi donmak. Ardından yeni bir bölüm başlar. Hiçbir şeye ihtiyacınız yok, ama çocuğun sol cebine beş altı taş koyabilirsiniz; her bölümden sonra bir tanesini sağ cebe taşır. Oyun 15-25 dakika sürer ve 6-8 yaş için uygundur. Çocuk otuzdan sonra hâlâ karışıyorsa, onarlı sayarak birlikte sayın. Çocuğun kendiliğinden en az iki kez „Hadi yüz tane daha!“ demesi başarı sayılır.
Kulübeye Kadar Sonbahar Paleti
Yola çıkmadan önce defterde alt alta altı renk yazın: kırmızı, sarı, turuncu, kahverengi, yeşil ve gri. Yol boyunca çocuk her renk için bir şey arar. Düşmüş bir yaprak ya da kozalak torbaya girebilir. Çalıdaki kuşburnu veya işaretin kırmızı şeridi gibi koparılamayan bir şey bir onay işaretiyle not edilir. Defter, kalem ve bir torba gerekir. Oyun yürüyüşle paralel 30-40 dakika sürer ve en çok altı-yedi yaşındakilere uygundur; sekiz yaşındakiler her renk için iki nesne arayabilir. Kulübeye varmadan altı rengin de işaretlenmesi ve çocuğun orada birine kırmızıyı nerede bulduğunu anlatması başarı sayılır.
Sonraki saati daha ağır yapan hatalar
Birincisi, daha bir saat varken „neredeyse geldik“ demek. Çocuk zamanı tam olarak hissetmeyebilir ama kandırıldığını çok iyi hatırlar. İkinci „neredeyse“den sonra hiçbir sözünüzün ağırlığı kalmaz. Çocuğun kendi gözüyle göreceği bir işaret çok daha iyi işe yarar: „Çeşmeye vardığımızda sana ne kadar kaldığını söyleyeceğim.“
İkincisi, her virajda çikolata. İlk iki seferde işe yarar, sonra çocuk durur ve bir sonraki parçayı bekler. Evet, çocuğun yol boyunca bir şeyler atıştırması gerekir, ama kararlaştırılmış zamanlarda, adım karşılığı ödeme gibi değil.
Üçüncüsü, soğuk bir taşta uzun mola. Eylül sonunda gölgede yirmi dakika oturmak, yeniden yola koyulmayı tırmanışın kendisinden daha zor hale getirir. İki-üç dakikalık birkaç kısa mola çok daha işe yarar.
Dördüncüsü, önde yürüyüp durmadan „hadi, hadi“ diyen ebeveyn. Çocuk sırtınızı görür ve giderek geride kalır. Patikanın izin verdiği yerlerde onu öne bırakın.
Hangi oyunu nerede seçmeli
Kayalık ve açık patikalarda işaretler uzaktan görülebildiği için „İşaret Avcısı“ oyunu çok iyi işler. Ormanlık ve daha eğimsiz güzergâhlarda ise „Sonbahar Paleti“ daha uygun düşer. Ama sis inerse, bu tür bölgelerde nadir değildir, önde rehberlik oyununu bırakın ve hep birlikte yürüyün.
Daha arabadayken günün nasıl sona ereceğini kararlaştırın. Örneğin kulübede çocuk kendi cebinden çıkardığı 2-3 € ile kendi çayını sipariş edip ödeyecek. Bu yol boyunca verilen bir rüşvet değil, çocuğun önceden bildiği ve sabırsızlıkla beklediği bir final.