Sırada Bekleyen Çocuk İçin 6 Oyun: Ayakkabı ve Tırnak Sırasında
Sırada bekleyen çocuk için telefonsuz 6 oyun: ayakkabı mağazasında ve tırnak kesiminde 10-15 dakikalık beklemeyi kavgasız geçirmenin somut yolları.
Sıra sizde, üçüncü sıradasınız. Çocuk sandalyeden iki kez indi, ne zaman gideceğinizi dört kez sordu ve şimdi masanın ayağını ritim tutarcasına tekmeliyor. Telefonu çıkarıyorsunuz. Sekiz dakika sonra sıra size geliyor, çocuk telefonu bırakmak istemiyor, yabancıların önünde söylenmeler başlıyor, siz bir elinizle ayakkabıyı uzatırken diğer eliyle telefonu çekiştiriyorsunuz.

Sorun sekiz dakika değil. Sorun, oyunun çocuk zaten dönmeye başladığı anda başlaması. Ve o anda hiçbir fikir tutmuyor.

Sırada bekleyen çocuk için "dikkatini dağıtayım" neden neredeyse hep geç kalır
5-7 yaş arası bir çocuk, iki şeyi biliyorsa bekleyebilir: ne kadar süreceğini ve bu sürede ne yapacağını. Bu ikisinden biri eksikse beden kendine bir uğraş aramaya başlar — ayaklarıyla, sandalyeyle, yanındaki rafla.
Bu yüzden anlaşma mağazanın kapısından önce yapılır, içeride değil. Kaldırımda üç cümle yeter: "İçeri giriyoruz. Aşağı yukarı bir çizgi film bölümü kadar bekleyeceğiz. Beklerken Sayı Avcısı oynayacağız." Bu kadar. Çocuk içeri elleri boş değil, bir roleyle girer. Tırnak kesimi için de aynı üç cümle geçerlidir; tek fark, orada oyunun adı Sessiz Alfabe ya da Parmak Aynası olur.
İkinci fark: sıra oyunları çevrenizdekilerle oynanmalı — raflar, kutular, başkalarının ayakkabıları, fiyat etiketleri, tırnak sırasında ise aynalar, havlular, sıradaki eller. Oyun evden bir şey gerektiriyorsa, tam ihtiyacınız olduğu gün unutursunuz.
Sayı Avcısı (ayakkabı mağazası için)
Etraftaki raflardan ve isterseniz sayma için çocuğun parmaklarından başka hiçbir şeye ihtiyacınız yok. 5 ile 12 dakika arasında sürer — yani olağan bekleme kadar — ve okul öncesinin son yılından ilkokulun ilk yıllarına kadar olan çocuklar içindir. Oyun basit: 10'a kadar bir sayı söylersiniz, çocuk onu nerede gördüğünü arar — bir kutuda, bir etikette, bir tabanda. Birinci seviye: "3'ü bul." İkinci seviye: "5'ten büyük bir sayı bul." Üçüncüsü, yedi yaşındakiler için: "Birbirinden bir fark olan iki numara bul." Birlikte sesli sayarsınız. Çocuk siz göstermeden en az üç sayı bulduysa görev tamamlanmıştır. Önceden anlaşmışsanız küçük bir ödül: kasadan küçük bir bütçeyi (örneğin 50 ₺) geçmeyen bir şey seçilebilir — ama yalnızca içeri girmeden önce söylediyseniz, yoksa oyun pazarlığa döner.

Sırada bekleyen çocuk sandalyeden kalkmadan hangi oyunları oynayabilir
Tırnak kesiminde ek bir koşul var — eller meşgul ya da yakında meşgul olacak. Yani oyun yalnızca ses ve gözle çalışmalı. Aşağıdaki iki oyun tam olarak bunun için: biri sıra beklerken, diğeri tırnaklar kesilirken oynanır.
Bir şey görüyorum... (üç ipuçlu versiyon)
Malzeme: sıfır. Süre: 4-8 dakika. Yaş: 5-7. Klasik oyun, ama onu sıkıcı olmaktan kurtaran bir kuralla: ipucunu veren, ipuçlarını kesin bir sırayla verir — önce renk ("mavi bir şey"), sonra boyut ("bir ayakkabıdan küçük"), sonra aşağı yukarı nerede olduğu ("kapıya yakın"). Çocuk ilk ipucundan sonra bilirse 3 puan, ikinciden sonra 2, üçüncüden sonra 1 puan kazanır. Sırayla oynarsınız: bir siz, bir o. En az dört tur tamamladıysanız ve çocuk sandalyeden inmediyse başarılı olmuşsunuzdur. Pratik bir öneri: kaybolmayacak nesneler seçin — bir dakika sonra dışarı çıkacak kırmızı ceketli biri değil.
On Parmak Sayacı (tırnak kesimi için)
Malzeme: sıfır, çünkü çocuğun elleri zaten masanın üzerinde. Süre: 3-6 dakika — yani bir elin tamamı. Yaş: 5-7. Kesime başlamadan önce her parmağa sırayla bir görev verirsiniz: "Bu parmak bugün kaç kere merdiven çıktı?", "Bu parmak hangi renge dokundu?", "Bu parmak en son neyi taşıdı?" Kesilen her tırnaktan sonra çocuk sıradaki parmağın sorusunu kendisi seçer, siz cevabı tahmin edersiniz — yanılırsanız bir puan ona gider. Birinci seviye: yalnızca renk soruları. İkinci seviye: sayı soruları ("kaç kere"). Üçüncüsü, yedi yaşındakiler için: parmakların sırasını tersten sayarak ilerlemek. Beş parmak bitmeden çocuk elini çekmediyse el tamamlanmıştır ve ikinci ele geçilir. Oyunun asıl işi, çocuğun dikkatini makastan alıp kendi eline vermesidir — bakmayı bırakmaz, ama korkmayı bırakır.
Bekleme uzarsa dört oyun daha
- Sessiz Alfabe (3-6 dakika, 5-7 yaş): bir harf söylersiniz, çocuk çevrede o harfle başlayan her şeyi sayar. Ayakkabı mağazasında "m" harfinde spor ayakkabı, mağaza, makine olabilir; tırnak sırasında "a" harfinde ayna, ayak, avuç. Beş kelimede durup yeni bir harfe geçersiniz.
- Parmak Aynası (2-5 dakika, 5-7 yaş): bir elinizin parmaklarıyla bir şekil yaparsınız, çocuk onu tekrarlar. Sonra o bir şekil bulur, siz tekrarlarsınız. Hem sandalyede hem sırada işe yarar ve tamamen sessizdir. Tırnak kesiminde serbest olan elle oynanır — kesilen el masada dururken diğer el şekli yapar, sonra eller değişir.
- Kaç Çift (4-7 dakika, 5-7 yaş): çocuk yerinden kalkmadan kaç çift ayakkabı gördüğünü sayar — önce yalnızca raftakileri, sonra isterseniz insanların ayağındakileri de. Tahminini yüksek sesle söyler, siz de kendi sayınızı söylersiniz; ardından birlikte parmakla göstererek kontrol edersiniz. İki sayı arasındaki fark eğlencenin bir parçasıdır: "Sen dokuz dedin, ben on bir; hangi ikisini atladın?" Beş yaşındaki bir çocuk için tek bir rafla sınırlayın, yedi yaşındaki için tüm duvarı verebilirsiniz.
- Üç Kelimelik Hikâye (3-8 dakika, 5-7 yaş): çevredeki üç nesneyi seçersiniz — çorap, kutu, fırça; tırnak sırasında havlu, ayna, makas — ve çocuk hepsini tek bir cümlede birleştirir. "Çorap kutudan kaçtı çünkü fırçadan korktu." Sonra sıra değişir: üç nesneyi o seçer, cümleyi siz kurarsınız. Ne kadar saçmaysa o kadar iyi; küçük çocuklar için iki nesneyle başlayın, büyükler için cümlenin sonuna "ve sonra ne oldu?" diye bir devam ekleyin.
En sık yapılan hata: "biraz daha" sözü
Beş yaşındaki bir çocuk için "biraz daha" hiçbir anlam taşımaz. Onu ölçemez, siz ise bunu art arda üç kez söylersiniz — beşinci, onuncu ve on beşinci dakikada. Üçüncü seferden sonra bu söz değerini yitirir ve çocuk artık zaman konusunda size hiç güvenmez.
İşe yaramayan bir başka şey: ilk hamle olarak telefon. Yasak olduğu için değil, ondan sonra başka hiçbir şey ilginç görünmediği için — "Bir Şey Görüyorum" önerirsiniz ve "cidden mi" diyen bir bakış alırsınız. Telefonu gerçekten başka seçeneğiniz olmadığı dakikalar için saklayın, örneğin siz sandalyedeyken ve elleriniz meşgulken.
Üçüncüsü — çocuğa "oyalanması için" ürünlere bakma izni vermeyin. Beş dakika sonra üç çift seçmiş olur, siz sıfır çift alırsınız ve gün boyunca hatırlayacağınız kavga bu olur. Bunun yerine ona satın almayla bitmeyen bir rol verin: "Sen sayan kişisin."
Anlaşma kapının önünde yapılır, içeride değil. İçeride artık geçtir — çocuğun bedeni ne yapacağına çoktan karar vermiştir.
Çocuk saati okuyamıyorsa zaman nasıl ölçülür
Çocuğun zaten bildiği ölçüleri kullanın: bir şarkı, bir bölüm, diş fırçalama süresi. "Dişlerini fırçalama süren kadar iki kez bekleyeceğiz" altı yaşındaki bir çocuk için anlaşılır bir cümledir. "On dakika" değil. Tırnak kesiminde ölçü hazırdır: on parmak, on adım.
Elinizde telefon varsa bir sayaç başlatın ve görünür tutun. Azalan sayılar, büyük sayıları henüz okuyamayan çocuklarda bile işe yarar — bir şeyin ilerlediğini görürler.
Son olarak: beklemeden sonra ne olacağını önceden söyleyin. Ödül değil, sadece işlerin sırası. "Önce ayakkabılar, sonra parktan geçeceğiz." Sonra ne geleceğini bilen çocuk, bu mağazadan sonra üç yer daha olacağından şüphelenen çocuktan daha sakin bekler.
Sırada bekleyen çocuk için eylülde yanınızda ne taşımalısınız
- Bir saç lastiği ya da ayakkabı bağcığı — on kadar parmak şekli ve iki kişilik ip oyunu için yeterli.
- Küçük bir deste kart ya da üç dört sticker — hiç yer kaplamaz, okul alışverişinin uzun sıralarında işe yarar.
- Girişte söylenecek hazır bir cümle: "İçeri giriyoruz, bir şarkı kadar bekliyoruz, Sayı Avcısı oynuyoruz." Tırnak sırasında aynı cümlenin sonunu değiştirin: "...On Parmak Sayacı oynuyoruz." Eylül boyunca üç dört kez tekrarlarsanız çocuk bunu beklemeye başlar.
Eylülün ilk günleri sıralarla doludur — ayakkabı, çanta, doktor raporu, saç kesimi, tırnak kesimi. Okul hazırlığı bir haftaya sıkıştığı için sırada bekleyen çocuk bu ayda aynı sahneyi neredeyse her gün yaşar. Ezbere bildiği iki oyunu ve anladığı bir zaman ölçüsü varsa, bekleme bir savaş alanı olmaktan çıkar ve günün sadece sıkıcı bir parçası hâline gelir. Ki bu tamamen normaldir.