Beş oyun: dersin son 10 dakikası için (8-10 yaş)
Hazırlık gerektirmeyen, malzemesiz, sınıfın dikkatini dersin sonunda geri toplayan kısa oyunlar. Net kurallar, süre ve oyunun işe yaradığını anlamanın net bir ölçütüyle.
Saat 12:35'i gösteriyor, zil çalmaya on dakika var ve üçüncü sınıf çoktan başka bir boyutta. Biri arkasını dönüyor, ikisi fısıldaşıyor, biri üçüncü kez tuvalete gidip gidemeyeceğini soruyor. Öğretmen yeni bir etkinliğe başlıyor, iki dakika sonra bırakıyor çünkü kimse yazmıyor.

Böyle anlarda verilen tipik tavsiye 'onlara eğlenceli bir şey verin' oluyor. Sorun şu ki eğlenceli olan çoğu zaman işleri daha da kötüleştiriyor: oyun kızışıyor, çocuklar gürültü yapmaya başlıyor, zil onları tam ortada yakalıyor ve bir sonraki öğretmen kaosun içine giriyor. Bu yüzden burada söz konusu olan sıradan oyunlar değil, içine fren mekanizması gömülü oyunlar.

'Eğlenceli bir şey' dersin sonunda neden işe yaramaz
Son dakikalarda oynanan oyunun nadiren dile getirilen üç şartı var. Birincisi: bir dakikadan kısa sürede anlatılabilmeli, yoksa kurtarmaya çalıştığımız zamanın kendisini yiyor. İkincisi: doğal bir bitişi olmalı, 'artık yeter' diyerek bitmemeli. Üçüncüsü: gürültüyü sınırlayan kural, gürültü başladıktan sonra değil, kuralın kendisinde baştan yer almalı.
Aşağıdaki oyunlar tam olarak bu üç şarta göre seçildi. Hepsi 8-10 yaş arası çocuklar için; daha küçüklerde kurallar bir basamak daha basit olmalı, dördüncü sınıflarda ise dikkatlerini çekmek için bir yarışma unsuru gerekiyor.

Sessizliğin kendisini kural olarak kullanan oyun
Sessizce yirmiye kadar sayma
Hiçbir malzeme gerekmiyor, sadece sınıfın yerine oturmuş olması yeterli. 4-6 dakika sürüyor ve 8-10 yaş arası çocuklarda en iyi şekilde işliyor. Kural tek: sınıf sesli olarak yirmiye kadar saymalı ama kimin hangi sırada söyleyeceği belli değil, sıra ile de sayılmıyor. İki kişi aynı anda aynı sayıyı söylerse birden yeniden başlanıyor. Parmakla işaret etmek yok, 'ben beşinciyim' gibi anlaşmalar yok; biri anlaşma yaparsa yine baştan başlanıyor. İlk iki deneme genelde 4 ya da 5'te kalıyor ve çocuklar gülüyor; üçüncü denemede birbirlerini dinlemeye başlıyorlar. Sınıf, dışarıdan hiç kimse müdahale etmeden en az on ikiye ulaştığında oyun işini görmüş demektir; o anda öğretmen bir kez bile 'sessiz olun' demeden sınıf kendiliğinden sakinleşmiş olur.
Zile üç dakika kala sınıf on yediye ulaşmışsa orada durun. Oyunu uzatmaktansa çocukların 'yarın yirmiye ulaşacağız' hissiyle kalması daha iyidir.
Çocuklar fark etmeden dersi tekrar eden oyun
Bugünün üç kelimesi
Sadece tahta ile tebeşir ya da kalem, bir de çocukların defterleri gerekiyor. Oyun 6-8 dakika sürüyor ve 8-10 yaş için uygun. Öğretmen, az önce biten dersten üç kelimeyi tahtaya yazıyor; örneğin fen bilgisi dersinden sonra 'dağ', 'nehir', 'kaynak' gibi. Her çocuk defterine, bu üç kelimenin de geçtiği bir cümle yazıyor. Sonra sırayla okuyorlar, ama sadece elini kaldıranlar; kimse zorla kaldırılmıyor. Cümleler kendiliğinden komikleşiyor: 'Nehir kaynaktan başlar ve dedemin keçi otlattığı dağın yanından geçer.' Biri kelime sırasında hata yapmışsa herkesin önünde düzeltmeyin, sadece bir sonrakine geçin. En az yedi çocuk üç kelimeyi de içeren bir cümle yazdığında ve en az üçü sesli okuduğunda görev tamamlanmış demektir.
Yalnızca beş dakika kalan günler için üç kısa oyun daha
- Üç cümlede ben kimim. Bir çocuk sınıftan bir eşya seçer -silgi, küre, dolap anahtarı gibi- ve adını söylemeden onun hakkında üç cümle kurar: 'Küçüğüm. Beni her gün ararlar. Bazen sıranın altında kaybolurum.' Diğerlerinin üç tahmin hakkı vardır. Bilemezlerse çocuk cevabı söyler ve oyun başka biriyle devam eder. Yaklaşık 4 dakika sürer.
- Ters sıra. Öğretmen beş kelime söyler -'sandalye, pencere, çanta, su, zil'- sınıf içinden tekrar eder, sonra bir öğrenci bunları sondan başa doğru sıralar. 8 yaşındakilerde dört kelimeyle başlayın, 10 yaşındakilerde rahatlıkla altıya çıkarabilirsiniz. Üç dört dakika sürer.
- Söylenmeyen sayı. Sesli olarak 1'den yukarı sayıyoruz ama üçün katı olan sayılar yerine alkış yapılıyor. Yanlış yapan oturur ve sadece izler. Sınıf en fazla üç hatayla 30'a ulaşırsa oyun başarılı sayılır. Yaklaşık 5 dakika sürer ve matematik dersinden sonra harika işler.
En sık yapılan hata: oyuna bitiş anını belirtmeden başlamak
Tipik senaryo şu: öğretmen 'hadi bir oyun oynayalım' der, çocuklar heyecanlanır, sonra zil çaldığı için oyunu tam ortasında kesmek zorunda kalır. Sonuç iki yönlü olur: sınıf sinirli çıkar ve bir dahaki sefere güvensizlik zaten oluşmuştur: 'yine tam işler ilginçleşirken duracaksın.' Bu yüzden bitiş, ortada değil başlamadan önce ilan edilmeli. Tek bir cümle yeter: 'Üçüncü deneme dahil oynuyoruz, sonra defterleri topluyoruz.'
İkinci sık yapılan hata, oyunun ödül olarak kullanılmasıdır: 'uslu durursanız oyun oynarız.' O zaman oyun bir pazarlık aracına dönüşür ve sınıfın gürültülü olduğu günde öğretmen onu elinden almak zorunda kalır. Oysa oyuna tam da o gün en çok ihtiyaç vardır. Daha akıllıcası, oyunun rüşvet değil, dersin yapısının doğal bir parçası olmasıdır.
Oyunun nasıl biteceğini bilmiyorsanız, başlatmayın.
Ortalık gürültüye boğulduysa dikkat nasıl geri kazanılır
Sınıf zaten kontrolden çıkmışsa sessiz oyun tutmaz; çocuklar onu duymaz bile. Böyle bir anda ters bir hamle işe yarar: otuz saniyelik bilinçli hareket. 'Herkes ayağa kalksın. Üç kez ellerinizi yukarı uzatın. Oturun.' Ancak bundan sonra oyuna başlayın. Bu adımı atlamak, çoğu sessiz oyunun başarısız olmasının nedenidir; kurallardan değil, oyunun başlatıldığı andan kaynaklanır.
Bir de küçük ama önemli bir nokta: bu oyunlar hiçbir şey satın almayı gerektirmez. Ne kart, ne 5-10 €'luk setler, ne önceden bastırılmış kağıtlar. Tahta, defter ve ses -tüm malzeme bundan ibaret. Bir oyun bundan fazlasını istiyorsa son on dakika için değildir.
Zilden sonra geriye kalan
Beş oyun, her biri net bir süreyle ve durduğu net bir anla. Buraya kadar okuduklarınızdan sadece birini hatırlayacaksanız, şu olsun: bitişi başlamadan önce ilan edin. Geri kalanı ikinci denemede öğrenilir.