Çocuğunuz için ilk evcil hayvan (7-10 yaş): hangisi uygun, hangisi değil
İlk hayvan seçimi, ne kadar sevimli olduğuyla değil, bakımın hangi kısmını çocuğun tek başına üstlenebileceğiyle ilgilidir. Karar vermeden önce bunu nasıl test edeceğinizi anlatıyoruz.
"Söz veriyorum, ona ben bakacağım." Bu cümle, sekiz-dokuz yaşında bir çocuğun bir vitrinde hamster ya da bahçede yavru kedi gördüğü hemen her evde duyulur. Ebeveyn önce tereddüt eder, sonra razı olur, üç hafta sonra da hayvanı yemleyen, temizleyen ve gezdiren kişi kendisi olur. Ancak sorun çocuğun verdiği sözde değildir - o söz samimidir. Sorun, önceden hangi görevleri çocuğun hatırlatma olmadan yerine getirebileceğinin hiç test edilmemiş olmasıdır.

Bu yazı 7 ile 10 yaş arasındaki çocuklar için. Daha küçük yaşlarda konu tamamen farklıdır, çünkü hayvanın bakımı bütünüyle yetişkinin sorumluluğundadır ve çocuk sadece izler. Yedi yaşından sonra ise farklı bir şey mümkün hale gelir: çocuk gerçek, kısmi de olsa bir sorumluluk taşıyabilir ve bunun ne anlama geldiğini kavrayabilir.

"Önce bir balıkla başlayın" tavsiyesi neden çoğu zaman işe yaramaz
En sık duyulan tavsiye şudur: başlangıç için balık ya da hamster alın, gerisini zaman gösterir. Mantık kusursuz görünür - küçük hayvan, küçük bakım. Ama en önemli noktayı gözden kaçırır. Sekiz yaşındaki bir çocuk kendisini tanıyan bir hayvan ister. Balık onun adına tepki vermez, yanına gelmez, varlığının bir anlamı olduğunu hiçbir şekilde göstermez. Yirmi gün sonra akvaryum bir mobilya parçasına dönüşür, çocuk artık köpekten bahsediyordur.
Hamsterin ise başka bir sorunu vardır: çocuk uyanıkken tam da o saatlerde uyur. Hamster geç akşam ve gece saatlerinde aktiftir. Yani çocuğun onunla oynayabileceği saatlerde hayvan uyandırıldığı için huysuzdur ve bazen ısırır. Ebeveynlerin "çocuk sıkıldı" diye yorumladığı hayal kırıklığı da buradan gelir. Aslında çocuk sıkılmamıştır. Sadece kendisine karşılık veremeyen bir hayvan almıştır.
Daha işe yarar yaklaşım tam tersidir. "Hangi hayvan kolay" diye sormak yerine, "çocuğum hatırlatma olmadan her gün hangi üç görevi yapabilir" diye sorun. Bu sorunun cevabı, kafesin büyüklüğünden çok daha isabetli bir seçim belirler.

7-10 yaşındaki bir çocuk gerçekte hangi görevleri üstlenebilir
Pratikte işe yarayan dağılım şöyledir: çocuk görünür, günlük ve kısa süren işleri üstlenir. Yetişkin ise hayvanın sağlığı ve güvenliğiyle ilgili her şeyi kendi üzerinde tutar.
- Kalemle işaretlediğiniz ölçüye göre kaba mama koymak - evet, yedi yaşındaki bir çocuk bunu yapabilir.
- Her sabah, kahvaltıdan önce suyu değiştirmek. Görevi zaten her gün yapılan bir şeye bağlamak burada kilit noktadır.
- Hayvan buna uygun, sakin bir yapıdaysa haftada üç kez tüyünü fırçalamak.
- Akşamları hayvanın oyuncaklarını toplamak, kimse üzerine basmasın diye.
- Köpeği yalnızca bahçede ya da bilinen, kapalı bir alanda gezdirmek - tek başına sokakta değil.
- Gözlemleyip haber vermek: "Bugün mamasını yemedi" cümlesi, bu yaştaki çocukların şaşırtıcı derecede iyi başardığı bir görevdir.
Çocuğun yaşı ne olursa olsun yetişkinde kalması gereken işler ise şunlar: veteriner ziyaretleri, dışkıyla ilgiliyse kafes ya da tuvalet temizliği, mama ve miktarına dair her karar, belirli bir boyutun üzerindeki köpekler için bahçe dışında gezdirme ve - en önemlisi - çocuk unuttuğunda nihai sorumluluk. Çünkü unutacaktır. Ara sıra değil, düzenli olarak.
Boş kafesle iki haftalık test
Herhangi bir şey satın almadan önce şunu yapın. Sadece bir mutfak zamanlayıcısı ya da çalar saat, gelecekteki kafesin boyutlarında bir kutu ya da sepet, küçük bir kutuda biraz kuru mama ve duvarda bir kağıt yeter. On dört gün boyunca çocuk her sabah boş kutuyu "besler" - kaba ölçülü mama koyar, su doldurur, temizler ve kağıda o günü bir işaretle not eder. İşlem günde üç ila beş dakika sürer ve yetişkin tek bir kez bile hatırlatmaz. 7 ile 10 yaş arasındaki çocuklar için uygundur. Çocuğun 14 günün en az 11'inde sizden hiç hatırlatma almadan işaretlediyse hazır olduğunu düşünebilirsiniz. İşaretler sekizin altındaysa birkaç ay bekleyip tekrar deneyin - bu bir başarısızlık değil, bir bilgidir.
Hayvanla tanışma anında nelere dikkat etmeli
Buraya kadar geldiyseniz, çoğu ebeveynin atladığı kısma sıra geldi: hayvan eve gelmeden önce çocuğun onu birkaç kez görmesi gerekir. Bir mağazada on dakikalık tek bir buluşma değil, en az iki üç kez, tanıdık birinin evinde, bir barınakta ya da sorumlu bir yetiştiricide. Hayvanı değil çocuğu gözlemleyin. Hafifçe tırmalandığında nasıl tepki veriyor? Hayvan geri çekilip okşanmak istemediğinde ne yapıyor? "Tamam, biraz kendi haline bırakayım" diyen bir çocuk hazırdır. Hayvanı yakalamak için odada kovalayan bir çocuğun ise biraz daha zamana ihtiyacı vardır.
İlk ay için bakım günlüğü
Hayvan eve geldiği gün, birlikte bir defter hazırlayın. İhtiyacınız olan tek şey sıradan bir defter, üç farklı renkte kalem ve akşamları beş dakika. Çocuk her gün üç şeyi çizer ya da yazar: dostumuz bugün ne yedi, en uzun süre ne yaptı ve ruh haliyle ilgili tek bir cümle - örneğin "Bugün misafirler geldiği için kanepenin altına saklandı" gibi. Bu etkinlik 7 ile 10 yaş arasındaki çocuklar için olup yaklaşık 5 dakika sürer. Otuz gün sonra çocuk size fark ettiği ama sizin fark etmediğiniz bir şeyi kendiliğinden söyleyebiliyorsa - örneğin havalar ısındığından beri daha çok su içtiğini - işe yaramış demektir. Bakımın artık sizin değil, onun sorumluluğu haline geldiği an budur.
En sık yapılan hata: hayvanı ödül ya da sürpriz olarak vermek
Doğum günü için kurdeleli bir kutunun içinde yavru kedi. İyi notlar karşılığında söz verilen bir köpek. İkisi de güzel bir fikir gibi görünür, ama neredeyse her zaman ailenin aleyhine döner.
Sebebi basittir: sürpriz, hazırlık sürecini ortadan kaldırır. Çocuk hiçbir şey üzerinde çalışmamış, hiçbir şey seçmemiş, neyi üstlendiğini kavramamıştır. Birkaç gün süren bir heyecan yaşar, ardından günlük hayat gelir - buna kimse hazırlanmamıştır. "Notlar karşılığında hayvan" seçeneğinde durum daha da kötüdür: bakım, başarıya bağlı bir zorunluluğa dönüşür. İki ay sonra notlar düşerse ne olacak - hayvan gider mi? Çocuk, dile getirmese bile içinden tam olarak bu soruyu sorar.
Diğer yaygın hata ise tam tersidir: ebeveyn her şeye tek başına karar verir, kafesi, mamayı ve aksesuarları önceden alır, sonra hazır projeyi çocuğa "sunar". Sonuç aynıdır - çocuk yalnızca izleyicidir. Ona iki üç gerçek seçim hakkı tanıyın: kabın rengi, yatağın odadaki yeri, hayvanın adı. Küçük kararlar, büyük bir sürprizden çok daha güçlü bir sahiplenme duygusu yaratır.
Bir hayvan, çocuğa sorumluluğu tek başına öğretmez. Öğrettiği şey, bir yetişkinin onu üstlendiği görevin başına - sakin bir şekilde, azarlamadan, her gün - istikrarla geri döndürmesidir.
Hangi çocuğa hangi hayvan
- Başladığı işi nadiren bitiren 7-8 yaşındaki bir çocuk için: kobay. Gündüzleri aktiftir, nadiren ısırır, sesler çıkarır ve insana tepki verir - yani geri bildirim sağlar. Yaklaşık 5-6 yıl yaşar.
- Rutini sürdürebilen 8-10 yaşındaki bir çocuk için: barınaktan, artık yetişkin olmuş bir kedi. Yetişkin kedilerin, yavru kedilerin aksine önceden görebileceğiniz yerleşmiş bir mizacı vardır.
- Ne olursa olsun köpek isteyen bir çocuk için: iki ay boyunca haftada iki kez tanıdıkların köpeğini gezdirmekle başlayın. Sekizinci haftadan sonra hâlâ istiyorsa, konuşmanın bir anlamı vardır.
- Hayvanlardan korkan ama meraklı olan bir çocuk için: akvaryumla başlayın, ama bunun esasen sizin projeniz olacağını, çocuğun ise yardımcı konumunda kalacağını baştan kabul ederek.
Ve pek çok üzüntüyü önleyecek son bir pratik ayrıntı: karardan önce evde hayvan tüyüne tepki veren biri var mı diye kontrol edin, oturduğunuz yerde evcil hayvan beslemenin mümkün olup olmadığına bakın. Bu iki kontrol birer öğleden sonranızı alır. İki hafta sonra hayvanı geri götürmek ise çocuğa ölçülemeyecek kadar daha pahalıya mal olur.