Neden yapraklar sonbaharda sararır ve kızarır — evde yapılacak basit bir deney
Yapraktaki sarı renk sonbaharda ortaya çıkmaz — bütün yaz oradaydı, sadece gizliydi. İşte 6-9 yaş arası bir çocuğa bunu bir yetişkin eşliğinde, bir kaşık, beyaz bir kâğıt ve yarım günlük sabırla nasıl gösterebileceğiniz.
Küçük bir hazırlık notu: Aşağıdaki deneylerde hiçbir kimyasal, sıvı çözücü ya da ısı kaynağı kullanılmaz; tamamı kâğıt, kaşık ve güneş ışığıyla yapılır. Yine de her adım bir yetişkinin gözetiminde yapılmalıdır. Yaprakları tanımadığınız bitkilerden toplamayın, ağza götürmeyin ve gözlere sürmeyin; kaşıkla ovma adımında kâğıdı masaya sabitleyin ki parmaklar sıkışmasın. Deney bitince yaprak artıklarını atın ve herkes ellerini sabunla yıkasın.
Bir akçaağaç yaprağı yanınızdaki banka düşer. Yarısı hâlâ yeşildir, diğer yarısı turuncu, ikisi arasındaki sınır ise bir çay lekesi gibi dağınıktır. Çocuk yaprağı yerden alır ve son derece mantıklı bir şey sorar: "Bunu kim yarım yarım boyamış?"

Çoğumuzun verdiği cevap aşağı yukarı şöyle olur: "Hava soğuyor ve yapraklar sararıyor." Kulağa hoş gelir ama tam tersidir. Kimse hiçbir şeyi boyamaz. Turuncu renk zaten temmuzdan beri oradaydı — sadece siz onu göremiyordunuz.

Yaprakta aslında ne oluyor
Yaprakta aynı anda birkaç farklı boya bulunur. Yeşile klorofil denir ve en güçlü olanıdır — sanki soluk sarının üzerine dökülmüş çok parlak bir yeşil boya gibidir. Sarı ve turuncu boyalar da oradadır, ama yeşil onları tamamen örter.
Klorofil işe yarar: güneşin yardımıyla ağaç için besin üretir. Ama aynı zamanda nazlıdır — sürekli bozulur ve ağaç onu sürekli yeniden üretir. Sonbaharda günler kısalır, ışık azalır ve ağaç klorofili yenilemeyi bırakır. Eski klorofil parçalanır, yeşil incelir ve altında bütün yaz bekleyen sarı ortaya çıkar.
Bazı ağaçlarda kırmızı biraz daha farklı bir hikâyedir — bu gerçekten sonbaharda, güneşli günlerin ardından gelen soğuk gecelerde oluşur. Bu yüzden bir akçaağaç bir sonbahar ateş kırmızısı olabilirken, ertesi sene daha çok kahverengimsi olabilir. Ama sarı ve turuncu eski kiracılardır, yeni değil.

Anlatmak yerine nasıl gösterirsiniz
Bu sorunun güzel yanı, cevabın aynı gün içinde gözle görülebilmesidir. Yaprağın rengini kâğıda alacak ve yeşilin solup gitmesini izleyeceksiniz — geriye kalan ise çocuğun ancak bir ay sonra sokakta göreceği renktir.
Deney 1: Yeşilin altındaki sarıyı ortaya çıkarın
Bahçeden ya da parktan toplanmış 2-3 koyu yeşil yaprağa (ıspanak da işe yarar), iki beyaz kâğıda, bir metal kaşığa, küçük bir karton parçası ya da bir parça şeffaf banda ve güneş gören bir pencere pervazına ihtiyacınız olacak. Süre: 15 dakika hazırlık, ardından birkaç saat bekleme — sabah başlarsanız akşam sonuç hazırdır. Yaş: 6-9. Yazının başındaki hazırlık notunu okuyun: kâğıdı masaya sabitleyin ve ovma adımını yetişkin başlatsın. Yaprağı iki kâğıdın arasına koyun, üstteki kâğıdın üzerinden kaşığın sırtıyla bastırarak ovun; kâğıtta koyu yeşil bir iz kalacak. Şimdi bu izin yarısını kartonla örtün ya da bantla kapatın ve kâğıdı güneş alan pencere pervazına koyun. Birkaç saat sonra bakın: açıkta kalan yarı sararmış, örtülü yarı hâlâ yeşildir. Sebebi şu: kâğıda geçen klorofili artık kimse yenilemiyor, ışıkta çabucak parçalanıyor ve altındaki sarı görünür oluyor. Çocuk kâğıttaki iki yarıyı parmağıyla gösterip hangi rengin gizli olduğunu söyleyebiliyorsa başarmışsınız demektir.
İşte bütün bunları yapmanızın asıl sebebi olan cümle burada geliyor. Tam olarak şöyle söyleyin: "Bak — sarı renk zaten yaprağın içindeydi. Sadece üzerini yeşil örtüyordu." Ve çocuğun bunu kendi kelimeleriyle tekrarlamasına izin verin. Eğer tekrarlayabiliyorsa, anlamış demektir.
Deney 2: Bir yapraktan ışığı alın
Bir parça alüminyum folyo veya kalın siyah kâğıda, bir ataca ya da çamaşır mandalına ve bahçedeki bir çalıda ya da büyük bir iç mekân bitkisinde canlı bir yaprağa ihtiyacınız var. Süre iki parçaya ayrılır: bugün 5 dakika, yedi gün sonra 5 dakika. Yaş: 7-9, çünkü bekleme uzun sürer ve çocuğun tarihi not edebilmesi gerekir, aksi hâlde anlamsız kalır. Küçük ataçları bir yetişkin taksın; parmakları sıkıştırmamaya dikkat edin. Yaprağın yarısını folyoya sarın ve mandalla sabitleyin, ama daldan koparmayın. Günü takvime not edin. Bir hafta sonra açın: örtülü yarı solmuştur, bazen artık sarımsıdır, açıkta kalan yarı ise yeşil kalmıştır. Çocuk ışık olmadan yeşilin kaybolduğu sonucuna kendi kendine varıp bunu kısa sonbahar günleriyle bağdaştırabiliyorsa başarmışsınız demektir.
Sık yapılan hata: yaprakları suya koymak
Birçok kişi yaprakları ılık suya koyup rengin suya geçmesini bekler. Su ancak hafifçe sarımsı bir renk alır ve herkes hayal kırıklığına uğrar. Sebebi basittir: klorofil suda çözünmez. Bu yüzden çorbadaki yapraklar ne kadar kaynatılırsa kaynatılsın yeşil kalır. Bu yüzden biz suyla hiç uğraşmıyoruz: boyayı doğrudan kaşıkla kâğıda basıyor ve yeşili söküp alma işini güneş ışığına bırakıyoruz.
İkinci sık yapılan hata, deneyi sonbaharda, çoktan sararmış bir yaprakla yapmaya çalışmaktır. O zaman çıkaracak bir şey kalmaz — yeşil zaten yoktur. En uygun zaman, yapraklar hâlâ koyu yeşilken, ağustos sonu ya da eylülün ilk iki haftasıdır.
- Renkli veya alacalı süs yaprakları kullanmayın — sonucu okumak zorlaşır.
- Ovarken kâğıdı kaydırmayın; iz ne kadar koyu ve düzgün olursa sonuç o kadar nettir.
- Birkaç saat sonra iki yarı arasında fark yoksa ya iz çok kalın kalmıştır ya da pencere yeterince güneş almıyordur.
Konuyu kapatan yürüyüş
Deneyden bir iki gün sonra, bir sonraki yürüyüşünüzde çocuğa bir görev verin: üç yaprak bulsun — tamamen yeşil biri, yarı yarıya dönmüş biri ve tamamen sararmış biri. Bunları evde pencere pervazına sırayla dizin. Bu, bir pencerede bütün bir sonbahardır ve artık açıklamaya gerek yoktur — kendisi görünür.
Sonbahar yaprakları boyamaz. Sadece yeşil perdeyi aralar.
Deneyden sonra pek çok çocuğun sorduğu bir şey daha var: peki o zaman çamlar neden yeşil kalıyor? Çünkü onların iğne yaprakları mumsu bir tabakayla kaplıdır ve soğuğa dayanıklıdır, bu yüzden ağacın onları birden dökmesi için bir sebep yoktur. Onlar da değişir, ama yavaş yavaş, iki haftada değil.