Evde geçen üçüncü nezle günü: termometre, bir bardak su ve battaniyeyle oyunlar
Çocuk artık daha iyiyken ama hâlâ yatakta kalması gerekiyorsa can sıkıntısı bir numaralı sorun hâline gelir. İşte 5-7 yaş arası çocuklar için ekran gerektirmeyen, yataktan kalkmayı bile gerektirmeyen; termometre, bir bardak su ve battaniyeyle oynanan iki yatak oyunu.
Sabah saat sekiz buçuk, çocuk kahvaltısını çoktan etmiş, ateşi normale dönmüş, kapıdan şu ses geliyor: "Anne, ben şimdi ne yapayım?" Burnu hâlâ akıyor, doktor evde kalmasını söylemiş, battaniye de dünyanın en sıkıcı şeyi hâline gelmiş. İlk iki gün uyku ve çizgi filmlerle geçti. Herkesi asıl yoran gün ise üçüncü gün.

Genelde verilen tavsiye "ona bir uğraş bulun" olur. Sorun şu ki üçüncü güne gelindiğinde çocuk zaten yirmi tane uğraşı reddetmiştir. Ona eksik olan eğlence değil, bir işe yaradığı hissi. Bu yüzden aşağıdaki oyunlar animatör numaraları değil, çocuğun gerçek bir şeyden sorumlu olduğu küçük görevler: bir bardak su, ateş takip çizelgesi, battaniye. Fark hemen belli oluyor — "canım sıkılıyor" yerine "dur, kontrol etmem gerek" demeye başlıyor.

Neden oyuncak kutusu değil de tam olarak bu üç şey
Termometre, bardak ve battaniye zaten yatağın yanında duran tek eşyalar. Kimsenin kalkıp dolapta bir şey aramasını ya da bir şey satın almasını gerektirmiyor. Üçü de hastalık boyunca her gün elleniyor, yani çocuk onları zaten tanıyor — oyun açıklamayla değil doğrudan başlıyor.
Bir şey daha: üçü de gerçekten işe yarıyor. Su içilmesi lazım, ateş takip edilmesi lazım, battaniye düzeltilmesi lazım. Oyun gerçek bir şey üzerine kurulunca çocuk dört dakika sonra "peki şimdi ne yapacağız" diye sormuyor.
Hasta kâşifin günlüğü
Küçük kahraman çok ilginç bir hastayı gözlemleyen bir bilim insanı olur — kendisini. Malzemeler: A4 kâğıt, kurşun kalem, kuru boya ve zaten komodinin üzerinde duran termometre. Birlikte dört sütunlu bir çizelge çizin — saat, ateş, ruh hâli (ağzı yukarı, düz ya da aşağı bakan bir yüz çizilir) ve "bugün fark ettiğim bir şey". Sabah, öğlen ve akşam birlikte ölçün; çocuk sayıyı yüksek sesle söylesin, siz yazın ya da rakamları zaten biliyorsa kendisi yazsın. "Fark ettim" sütununa her şey girebilir: akşamları burnunun daha çok aktığı, su içince boğazının daha az ağrıdığı, kedinin ayaklarının üstünde üç kez uyuduğu. Süre: her ölçüm yaklaşık 10 dakika, yani günde üç kez. Yaş: 5-7, 5 yaşındakiler söyler, 7 yaşındakiler kendisi yazar. Gün sonunda çizelgede en az üç dolu satır varsa ve çocuk bakmadan bugünün en yüksek ateşini söyleyebiliyorsa başarılı sayılır.
Bu oyunun değerli bir yan etkisi var: çocuk termometreden korkmayı bırakıyor. Sayı artık bir ceza değil, çizelgeye girecek bir veri. Akşam dördüncü kez ölçüldüğünde sadece "kaç derece, yazayım" diye soruyor.

Bir bardak suyun nasıl cezalıktan çıkarılacağı
Nezle sırasında su içmek klasik bir mücadeledir. "Hadi biraz daha iç" bir kere, en fazla iki kere işe yarar. Sonrasında bardağı sessizce kenara itmek başlar.
Liman — bardak ve deniz oyunu
Bardak bir denize dönüşür, her yudum ise limana varması gereken bir gemi olur. Malzemeler: içinde su olan bir bardak (seviyenin görünmesi için tercihen şeffaf olsun), tahta kalemi ya da bardağın dışına üç çizgi işaretlemek için ince bir bant. Her çizgi bir liman: "İzmir", "Antalya" ve "Bodrum", ya da çocuğun kendi bulduğu isimler. Görev, geminin ilk limana okunan masaldan önce, ikinci limana öğle yemeğinden önce, üçüncü limana öğle uykusundan önce ulaşmasıdır. Çocuk seviyenin nereye geldiğini kendisi kontrol eder ve yüksek sesle duyurur: "Antalya'ya vardım!" Süre: hazırlık 5 dakika, sonrasında oyun gün boyu kendiliğinden devam eder. Yaş: 5-7. Akşama kadar su üçüncü çizginin altına inmişse ve iki defadan fazla hatırlatmak gerekmemişse başarılı sayılır.
Her şeyi değiştiren küçük bir ayrıntı: çizgileri çocuk koyar, siz değil. Siz koyarsanız bu bir görev olur. O koyarsa kendi haritası olur.
Battaniye sadece örtünmek için değil
- Mağara: yan taraflara iki yastık, üstüne battaniye, içine bir el feneri ve bir kitap girer. Kural, mağarada sadece fısıltıyla konuşulmasıdır — bu da çocuğun boğazı ağrırken sesini gönüllü olarak koruduğu tek yöntemdir.
- Dalgalar: battaniyenin iki ucunu tutup yatan çocuğun üzerinde aşağı yukarı hareket ettirirsiniz, o da gözlerini açmadan dalganın küçük mü, orta mı, büyük mü olduğunu anlar.
- Ülke haritası: battaniyenin kıvrımları dağ ve nehir olur, dizden yastığa parmakla yapılan yolculuk çocuğun kendi adlandırdığı üç "şehir"den geçer.
- Paket: çocuk bir koli gibi sarılır, siz de içinde ne olduğunu sorarak paketi "teslim edersiniz". Cevaplar genelde çılgınca olur, asıl amaç da budur.
Üçüncü günün en sık yapılan hatası
Hata, can sıkıntısını daha fazla ekranla telafi etmeye çalışmaktır. Mantık kusursuz görünür — çocuk hasta, yatakta, tablet onu yatakta tutar. Pratikte tam tersi olur. İki saat izledikten sonra çocuk öncekinden daha huzursuzdur, daha fazlasını ister, kapattığınızda kıyamet kopar. Ekran başında geçen saatler günü doldurmaz, tam tersine tüketir — sonra akşam, hastalık yüzünden daha erken yatması gerekirken kafası aşırı uyarılmış, bedeni ise hiçbir şeyden yorulmamış olur.
İkinci hata daha sessizdir: ebeveyn oyunu kendisi kurar, ayrıntılı anlatır ve teşekkür bekler. Evde beşinci gününü geçiren çocuk hazır bir program değil, katılım ister. Bu yüzden oyunun yarısını tamamlanmamış bırakın — limanların adını, çizelgede kaç sütun olacağını, mağarada kimin yaşayacağını o karar versin. Yarım kalan oyun, hazır sunulandan daha uzun sürer.
"Oynamak ister misin" diye sormayın. "Yazacak olan sen mi, ben mi" diye sorun — ikinci soru neredeyse her zaman cevap alır.
Çocuk her şeyi reddettiğinde ne yapmalı
Böyle anlar da olur ve bu bir başarısızlık değildir. O zaman en basit olan işe yarar: yatağın kenarına oturup battaniyenin kıvrımlarını düzeltirken on dakika sessiz kalın. Genelde çocuk kendiliğinden konuşmaya başlar — bahçedeki bir şeyden, bir arkadaşından, gördüğü saçma bir rüyadan. Hiçten başlayan bu sohbet, art arda kurulan üçüncü oyundan daha fazla işe yarar.
Bir şey daha: okula ya da anaokuluna dönüşten önceki gün biraz hazırlıkla geçirilirse iyi olur. Çantayı birlikte çıkarın, hangi tişörtü giyeceğine çocuk karar versin. Bu küçük ayrıntı beş dakika alır ama sabah yarım saatlik mızmızlanmayı ortadan kaldırır.
Üçüncü günden geriye kalan
Ateş çizelgesi buzdolabında kalabilir — çocuklar onu göstermeyi sever. Üzerinde çizgiler olan bardak, hastalık geçtikten sonra da işe yarar, özellikle yazın. Battaniyeden yapılan mağara ise günün zor geçtiği her an iki dakikada kurulabilir. Zaten evde olan üç eşya, sıfır euro masraf ve değişen bir rol: çocuk artık iyileşmeyi bekleyen bir hasta değil, üç görevi olan biri.