Zıpzıp ve Kırmızı Biber: Tabağındaki Her Yeni Şeye Hayır Diyen Çocuklar İçin Bir Masal
5-7 yaş çocuklar için kısa bir masal, üstüne de akşam yemeğini pazarlığa çevirmeden sofrada kullanabileceğiniz iki yöntem. Amaç çocuğun biberi yemesi değil, onu tanımasıdır.
Kırmızı biber tabakta on dakikadır duruyor. Çocuk ona, çitin ardındaki tanımadığı bir köpeğe bakar gibi bakıyor - uzaktan, elleri arkasında. "İstemiyorum." - "Ama daha denemedin bile." - "İstemediğimi biliyorum." Ve bundan sonra akşam yemeği, kimsenin kazanmadığı bir pazarlığa dönüşür.

Size ikna etmekten çok daha iyi işe yarayan bir masal anlatacağım. Sonra da onunla ne yapmanız gerektiğini - çünkü sadece okumak yetmiyor.

Zıpzıp ve Kırmızı Biber Masalı
Bir bahçede sadece üç şey yiyen Zıpzıp adında bir tavşan yaşarmış: havuç, havuç ve yine havuç. Bir gün çitin dibinde kırmızı, parlak bir şey bitmiş. Zıpzıp onu uzaktan koklamış ve hemen karar vermiş: "Bu yenecek bir şey değil. Çok kırmızı."
Ertesi gün yine gelip bakmış. Dokunmamış - sadece bakmış. Üçüncü gün pençesiyle dürtmüş. Parlakmış, serinmiş, biraz da sertmiş. Dördüncü gün iyice yaklaşıp koklamış ve şaşırmış: yağmur sonrası bahçe gibi kokuyormuş, korkunç bir şey gibi değil.
Beşinci gün Zıpzıp onu yalamış. Sadece bir kez. "Hmm" demiş. Altıncı gün tırnağı kadar bir parça ısırmış ve ağzında tutmuş. "Havuç değil" demiş Zıpzıp. "Ama kötü de değil." Yedinci gün yarım biberi yemiş ve büyükanneye başka var mı diye sormuş.
Bilge büyükanne ise ona bir kez bile "Hadi, dene!" dememiş. Sadece biberi tabağının yanına bırakıp kendi işine bakmış.
Zıpzıp biberi sevmeyi öğrenmedi. Sadece ondan korkmayı bıraktı. Bu farklı bir şey ve çok daha kolay.

Neden Bir Değil de Yedi Gün
Asıl tezim de tam burada. Sofrayla ilgili tavsiyelerin çoğu, çocuğa lokmayı şimdi, bu akşam yutturmaya odaklanır. Oysa "görmek" ile "yemek" arasında, yetişkinlerin atladığı - çünkü onlar için artık var olmayan - en az beş ara adım vardır. Biz kırmızı biberin tadını zaten biliyoruz. Çocuk bilmiyor.
Zıpzıp'ın geçtiği adımlar tamamen nettir ve her biri küçük bir zaferdir:
- Tabağındaki yiyeceğe geri çekilmeden bakar
- Diğer yiyeceklerin yanında durmasına izin verir, itmez
- Parmağıyla ya da çatalıyla dokunur
- Yakından koklar
- Dudaklarıyla dokunur ya da yalar
- Bir parça ısırır ve isterse tükürür
- Çiğner ve yutar
Çocuğunuz bugün "dokunma" aşamasına geldiyse, o akşam yemeği başarılıdır. Gerçekten. "Ona dokunduğunu gördüm" demekten fazlasını söylemenize gerek yok.
En Sık Yapılan Hata: "Üç Lokma Ye, Tatlı Kazan" Anlaşması
Kulağa mantıklı geliyor ve neredeyse hepimiz denedik. Sorun şu ki bu, tam olarak istediğimizin tersini öğretiyor. Biberi yemen için sana ödeme yapmam gerekiyorsa, demek ki biber kötü bir şeydir - yoksa neden ödeme yapayım ki? Dondurma ise ödül haline gelir, yani sofradaki asıl değerli yiyecek odur.
İkinci olarak şu oluyor: çocuk, ödülüne bir an önce ulaşmak için tadını bile hissetmeden hızlıca yutmayı öğreniyor. Yani biberi altı kez yiyor ve altıncı seferden sonra bile tadının nasıl olduğu hakkında hiçbir fikri olmuyor. Hiçbir tanışma gerçekleşmiyor.
Üçüncüsü ise uzun vadeli bir sorun: anlaşmalar zamanla büyür. Bu hafta tatlı için üç lokma, gelecek hafta üç lokma artı bir çikolata daha - çünkü ilk fiyat artık işe yaramıyor.
Bunun yerine ne söyleyebilirsiniz: "Tabağına biber koydum. Yemek zorunda değilsin." Bu kadar. Sonra başka bir şeyden konuşun - bugün kim ne yaptı, ne zaman yağmur yağacak, fark etmez ne.
Zıpzıp'ın Yedi Günü - Sofra Panosu
Bir A4 kağıt, kuru boya kalemleri ve yedi sticker (çizilmiş yıldızlar da olur) gerekiyor. Hazırlığı 10 dakika sürüyor, sonrasında her akşam sadece 1 dakika alıyor. 5-7 yaş için uygundur. Yan yana yedi kare çizin ve her birinin üstüne Zıpzıp'ın yolundaki bir adımı yazın: bakıyorum, dokunuyorum, kokluyorum, yalıyorum, ısırıyorum, çiğniyorum, yiyorum. Çocuk her akşam yeni yiyecekle bugün nereye kadar geldiğine kendisi karar verir ve o kareye bir sticker yapıştırır. Önemli olan: işaretleyen çocuktur, siz değil. Bu akşam sadece "bakıyorum" aşamasındaysa, "bakıyorum" karesine sticker yapıştırır ve her şey yolundadır. Beş akşam sonra çocuk sormanıza gerek kalmadan kendiliğinden panoya bakıp nereye geldiğini söylüyorsa, bu bir başarı sayılır.
Tanımadık Şeyler Marketi
Çocuğun yemediği üç dört sebze veya meyve, her biri için küçük bir tabak ve birlikte pazara gidecekseniz 1-2 € harçlık gerekiyor. Cumartesi sabahı 20 dakika sürüyor. 5-7 yaş için uygun. Çocuk tezgahtan hiç denemediği bir şeyi kendisi seçer - seçimi siz yorumlamazsınız. Evde birlikte yıkayıp kesin ve içine bakın: kaç çekirdeği var, içi ne renk, kırılırken ses çıkarıyor mu. Bugünkü görev onu tanımak, yemek değil - bu yüzden bir parçasını sonrası için masada bırakın ve hiçbir şey sormayın. Çocuk ağzına hiçbir şey koymasa bile diğer ebeveyne biberin içinde ne olduğunu anlatıyorsa, başarılı sayılır.
Masalı İşe Yarayacak Şekilde Nasıl Anlatmalı
Sofrada okumayın. En önemlisi bu. Biber tam tabaktayken anlatırsanız çocuk tuzağı hemen fark eder - doğru anda anlatılan, ders veren her masal, ders kokar.
Sofraya yeni bir şey koymadan iki üç gün önce, akşam yatmadan anlatın. Sonuna "Gördün mü, sen de Zıpzıp gibi yapabilirsin" diye eklemeyin. Kendi haline bırakın. İki gün sonra biber ortaya çıktığında çocuk bağlantıyı kendisi kuracaktır - kendisinin kurduğu bağlantı çok daha ağır basar.
Çocuk masalı tekrar dinlemek isterse sebzeyi değiştirin. İkinci sefer Zıpzıp yeşil bezelyeyle, üçüncüsünde kabakla karşılaşsın. Böylece masal artık biber hakkında değil, her yeni şey hakkında olur.
Değişmemesi Gereken Tek Şey
Yeni yiyecek sofrada iki haftada bir değil, düzenli olarak görünmeli. Küçük bir miktar, açıklama yapmadan, çocuğun zaten sevdiği bir şeyin yanında. Biber sadece "bugün deneyelim" dediğiniz zaman çıkıyorsa, bir olay haline gelir. Salı, perşembe ve cumartesi tabağın normal bir parçası olarak çıkıyorsa - eşya haline gelir. Eşyalardan kimse korkmaz.
Bir şey daha: çocuk sizin de aynı şeyi yediğinizi görmeli. Abartılı bir "mmm, ne kadar lezzetli" gösterisiyle değil - çocuklar oyunculuğu bizden daha hızlı fark eder. Sadece yiyin ve başka bir şeyden konuşun.